Tüm bu hikâyede insanla ilgili, insanca bir dert var ve biz bu derdin bir tür eksiklikle ilgili olduğunu varsayıyoruz. Bu eksikliği tamamlamakla ilgili, bizi tamamlayacağını varsaydığımız kişilerle ilgili bir arayışımız var.
Hepsi güzel de içinin ihtiyacını sen önce kendi kaynaklarınla karşılamakla mükellefsin. Senin dolduramadığın yeri dünya dolduramıyor.
Sıralama belli; önce aşık oluyoruz, sonra aşkımız irtifa kaybediyor, sonra birbirimizi gördüğümüz haliyle beğenirsek, seversek, istersek ilişkimiz başlıyor.
Ben insanların en az bir kere evlenmesi gerektiğini düşünürüm. Bunun için birkaç gerekçem var. Biri şu kendi hamlığımızı bunca iyi tanıyabileceğininiz başka bir müessese yok. Evlilikte tanışmadığınız yanlarınızla da tanışırsınız. Algınız açıksa kendi parmak izinizle de tanışırsınız. O ilişkinin parmak iziindeki izinizle tanışırsınız. Kendinizle tanışırsınız.
Yaşadıklarından kendi arızalarını, derin ihtiyaçlarını öğrenemeyenler, karşısındaki oyuncu değişse de aynı senaryoyu oynarlar. Bu, başka başka insanlarla aynı ilişkiyi yaşama performansıdır. Aynı ikinci ilişkiyi yaşayan hızla dönüp kendine baksın lütfen. Bir de bir ilişkiden çıkıp diğerine giderken sıklıkla benzer figüre çekilenler vardır. Onlar da önce kendilerine baksın. Karşıdaki kişinin ismi ve cismi değişir ama senin ilişkide o ilişkinin senaryosunda oynadığın rol aynıdır.