Hilal

Hilal
@psyche_
Psikolojik Danışman
5 okur puanı
Ağustos 2019 tarihinde katıldı
Başının o ağrısı beni görüncedir Bana baktıkça yalnızlığın geliyor aklına O kavurgan umut kesici güçlülük alıp alıp harcayamadığın Dağınık gizli izlenimlerin seni bilmediğin yönlere iteleyen uğultulu kaynaşmaları
Sayfa 144
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Halbuki biliyorum biliyorum ama ne ben yokum ne onlar eksik Akşamları hep arka sokaklardan dönüyorum Biraz bıkkın bir parça kırık korkunç umutsuz ve sakin Eve geliyorum seni buluyorum bir seviniyorum bir kızıyorum Sonra biliyorsun
Terziler geldiler. Bu güneşler odaların dışındaydı artık. Herkes titrek ve sabırsız, titrek ve sabırsız evlerinde Gazeteler yazmadı, dükkânlar dönemindeydik Yüzlerce odalarda yüzlerce terziler, pencerelerini kapadılar Parmakları uzun, kurusolgun yüzleri sararmış, eskimiş durmaktan Yitik saat köstekleri, titrek ve sabırsız yorgun bacakları Her şeylerine yön veren durmuşluğa olur dediler Beğenip gülümsediler.
Biri olmak, boynumuza ağır ve aptalca bir kurgu zincirleyen (bizi benlik tasvirimize sadık kalmaya zorlayan) toplumsal bir zorunluluk değil midir ? Yürürken biri olmama özgürlüğünü yakalarız, çünkü yürüyen bedenin tarihi yoktur, o sadece hareket halindeki kadim yaşamdır.
Erteleme yürüyüşleri gündelik yaşantılarımızda sadece geçici bir "kesinti"ye izin verir: ağdan birkaç günlüğüne kaçmak , ıssız yolları adımlayarak kısa süreliğine sistemin dışına çıkmayı tecrübe etmek. Gelgelelim bağlarını bütünüyle koparmaya da karar verebilir insan. Aptalca uzlaşmalardan, dört duvarın uyuşturan güvenliğinden, Aynı'nın sıkıcılığından, tekrarın yıpratıcılığından, tuzu kuruların ataletinden ve değişime besledikleri nefretten kurtulmak.