7/10
·200 syf.··
Beğendi
·
2026 57. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 19:14
Fantastik bir manga fantastik ve okul temalı şeyler sevenler için önerilebilir ancak olaylar bence biraz karışık gidiyor ve isimler unutuluyor. Bu konuda biraz kafa karıştırıcı.
Mob Psycho 100 – 3. CiltOne (Mangaka) · İthaki Yayınları · 202515 okunma
Norman Üzerinden Benlik
Puan vermedi·168 syf.·
2026 52. kitabı
Metin spoiler içerir. 'Sapık' oldukça popüler bir metin. Kurguyu hikâyeyi okumadan öncesinde de biliyordum. Bu tür durumlar ayrı birer şans olarak yorumlanabilir: Bir hikâye ile yalnızca bir çeşit şaşırma ya da onunla kendisinin ulaşılabilecek en birincil formu ile karşılaşırken tanışma şeklinde güzel bir ilişki kurmuyoruz, tekrar karşılaşmalar da gayet güzel geçebiliyor. Tekrar, orijinalliği ortadan kaldırmak gibi zorunlu bir niteliğe sahip değil. Metin güzeldi. Tabii ki psikolojik bir yorumlayıcı perspektif ile okumaya meylim vardı: Ortada psikolojik açıdan ele alınmaya çok müsait bir karakter var, ki metnin orijinal ismi de 'Psycho'. Bloch'un dili güzeldi, kurguyu muazzam bir şekilde inşa ediyor. Metni tamamlayınca her şey yerine oturuyor ama hikâyenin sonlarına kadar bu gerçekleşmiyor ve bu harika. Metin üzerinden birçok yorum yapabiliriz. Aynaya bakamayan Norman karakteri gibi. Aynadaki parçalanmışlık gibi ipuçları da oldukça etkili fakat daha ileri bir yorum ile Norman'ın aynaya bakmama eğilimini farkındalıkla da özdeşleştirmek mümkün. 'Her yerde olan hiçbir yerde değildir.' Bu sözü çok seviyorum. Bahsettiğim durumdaki eylemi iki şekilde yorumlamak mümkün: Norman hakikatten kaçıyor ya da Norman aynada kendisini görmesi gerektiğini bilip kendisini görmüyor. Ben ikinci yorum üzerinden ilerleyeceğim ve hikâyeden kopacağım çünkü amacım aslında metni yoğun bir incelemeye tabii tutmak değil, amacım yorum yapmak, hatta spekülasyona kadar gitmek. Benlik konusuna ilgiliyim, spesifik olarak yorumlamak için seçtiğim detay da buna yeterince ışık tutuyor olmalı. Benim konuyla ilgili fikrim şu: Münferit benlikler yoktur, her şey birbiri ile ilişki kurar ve bu noktada da bireysellik aslında bir çeşit yapay soyutlamadır. Her şey birbiri ile ilişki kurduğu için her şey
SapıkRobert Bloch · İthaki Yayınları · 2020863 okunma
Reklam
3/10
·200 syf.··
2026 13. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 08 Nisan 2026 00:00
Ben pek beğenemedim. Yapmak istediği mizah da çok hoşuma gitmedi. Hiç gülmedim diyemem ama gülümsettiği yerler de çok azdı. Bana göre bir seri değilmiş. Ayrıca çizimleri de beğenmedim :(
Mob Psycho 100 – 1. CiltOne (Mangaka) · İthaki Yayınları · 202450 okunma
10/10
·200 syf.··
Beğendi
·
2026 44. kitabı
Kesinlikle mükemmel çizimler eski olduğu için garip olsa da savaş sahneleri olaylar vs mükemmel kesinlikle okunması ve izlenmesi gereken bir anime. Yayın bunu.
Mob Psycho 100 – 1. CiltOne (Mangaka) · İthaki Yayınları · 202450 okunma
Puan vermedi·129 syf.··
2026 5. kitabı
Yusuf Atılgan, Türk edebiyatında bireyin yalnızlığı ve iç dünyasını derinlemesine işleyen yazarlardan biridir. Anayurt Oteli ise bu temaları en yoğun biçimde yansıtan eserlerinden biridir. Roman, toplumdan kopuk bir bireyin içsel çözülüşünü ve zihinsel karmaşasını merkeze alır. Okur, eseri okurken kendi iç dünyasının karanlık ve bastırılmış yönleriyle yüzleşme imkânı bulur. Eserde, Zebercet’in psikolojisi otele gelen gizemli bir kadının geri dönmemesiyle sarsılır ve giderek gerçeklik algısını yitirmeye başlar. Toplumla sağlıklı bağ kuramayan, içine kapanık ve bastırılmış duygularla hareket eden bu karakterin hayatı katı rutinler üzerine kuruludur. Ancak bu düzenin bozulması, beraberinde kaçınılmaz bir psikolojik çöküş getirir. Özellikle söz konusu kadına karşı geliştirdiği takıntı, Zebercet’in gerçeklikten kopuş sürecini hızlandırır. Roman boyunca Zebercet’in hem fiziksel hem de ruhsal yalnızlığı olayların merkezinde yer alır. Bastırılmış arzular ve ifade edilemeyen duygular, onun iç dünyasında derin çatışmalara neden olur. Bu yönüyle eser, bireyin içsel sıkışmışlığını ve yabancılaşmasını güçlü bir şekilde yansıtır. Eser, bazı yönleriyle Psycho ile karşılaştırılabilir. Her ne kadar tematik ve kurgusal açıdan farklılıklar bulunsa da, iki eserde de bireyin psikolojik kırılmaları ve bastırılmış yönlerinin açığa çıkışı dikkat çekicidir. Zebercet karakteri yalnızca eleştirilecek ya da küçümsenecek bir figür değildir; aksine insan doğasının bastırılmış yönlerini temsil eder. Bu bağlamda, her bireyin içinde Zebercet’e ait izler bulunduğu söylenebilir. Modern çağın en büyük sorunlarından biri olan psikolojik yalnızlık ve içsel bunalım, romanda çarpıcı bir biçimde ortaya konur. Sonuç olarak Anayurt Oteli, bireyin yalnızlık ve yabancılaşma temaları üzerinden derin bir
Anayurt OteliYusuf Atılgan · Yapı Kredi Yayınları · 200337bin okunma
7/10
·304 syf.··
2020 294. kitabı
Koleksiyoncu, kulüple okuduğumuz ikinci (belki de üç demeli; hepimiz öncesinde Fırtına’yı okuduk) kitap. John Fowles’ın 1963’te yazdığı ilk roman ve aslında ‘Büyücü’yü yazmayı sonraya bırakıp ‘Koleksiyoncu’yu yazıp bitirmiş. Fowles’a ‘neden kelebekler’ sorusunu kendime sorarken, ufak bir araştırma yapıp Vladimir Nabokov’a karşı sevgisi-nefreti var mı bulamadım –çünkü Nabokov bir kelebek koleksiyoncusu idi ve İletişim Yayınları’nda her kapağına kelebek konmasının açıklamasıdır da. Kelebek koleksiyoncusu olan Frederick’in yirmi yaşındaki sanat öğrencisi Miranda’yı kaçırarak şehirden uzakta bir evin mahzeninde tutsak etmesini anlatıyor. Her psikolojik alt yapısı bulunan metinlerde, kaçırılan (kurban) daima mahzen-bodruma atılır ve kaçıran (suçlu) ise evin orta katı veya en üst katında ikame eder. Freudyen olarak bakış açısıyla yorumlayacağım, çünkü kurguda göndermeler var. Freud’un meşhur ‘aysberg’i, (buzdağı) “id, ego ve süper ego”yu temsil eder. Denizin altındaki görünmeyen kısım İd’tir, alt benlik. Dolayısıyla evin en alt katı gizliyi, sadece alt benliğin bilebileceği gizleri kaldırabilecek karanlıktadır. Psycho filminde Norman Bates’in üç katlı evde (id, ego, süper ego) neden bodrum katında yaşadığına bakıp anlayabilirsiniz. Biraz da kurguya bakalım; yazar, iki kişinin gözünden anlatarak, kısıtlı konuyu uzatabilmeyi bu şekilde akıl etmiş. Başta aynı olayları iki farklı gözle görmeyi tamamen tekrara düşecek hissiyatı oluştursa da, anlatıcı değiştikçe, yazarın kalemi de değişiyor; farklı biri tarafından kalem alınmış hissettiriyor ve kurguyu diri tuttuğu bi’ gerçek. Fowles, Miranda-Frederick’in çatışmasında “eğitimli-eğitimsiz” bizler seyirciyiz. Diyaloglar, adeta “münazara” şeklinde ilerliyor ve ikna etme çabalarını bolca okuyoruz. Öte yandan, eğitimsizliğin
KoleksiyoncuJohn Fowles · Ayrıntı Yayınları · 202410,9bin okunma
Reklam
Reklam