Dıştan bakınca gayet candandırlar; cazibeleri, karizmaları ve dikiş izleri belli olmayan psikolojik kamuflajlarıyla dikkatimizi dağıtarak "gerçek renklerini" -gözlerimizin önünde duran anormalliği- fark etmemizi engellerler. Başdöndürücü, hipnotik kişilikleri bizi
amansızca içlerine çeker.
Psycho'nun korku sinemasında önemli bir kilometre taşı olduğunu ve Stagecoach'un Western'de başardığı işi korku sinemasında tekrarladığını söyler. Psycho öncesi korku sinemasında düşman-öteki genellikle dışarıdandı. Özellikle soğuk savaş döneminde uzaylı istilacılar, mumyalar, vampirler, yeraltından ya da öteki dünyadan gelen kötü güçler dünyayı, daha doğrusu Amerikayı, daha da sınırlarsak orta sınıf beyaz Amerikalıyı tehdit ediyorlardı. Psycho bir anlamda korku sinemasında bir devrim gerçekleştirdi. Artık düşman Amerikan toplumunun içindeydi, tehdit garip kıyafetli uzaylılardan, mumyalardan değil, sıradan insanlardan geliyordu.
İçinde anlatılmamış bir hikaye taşımak kadar büyük bir ıstırap yoktur. -Maya Angelou, 1970 s.212
Depresyon kalbin soğuk algınlığıdır. (Kokoro no kaze) Psycho Doctor (Psikopat Doktor), Japon televizyon dizisi, 2002 s.281
Gözyaşlarıyla akıp gitmeyen elem, başka organları ağlatır. -Henry Maudsley, 1867 s.335
"Psikopat" sözcüğü 1888'de -Karındeşen Jack'in Londra'ya terör saçtığı sene- Alman bir psikiyatrist tarafından ortaya atılmıştı. Bire bir çevirisi "ıstırap çeken ruh" anlamına gelen Almanca psycho-pastiche kelimesinden türetilmişti. Mariana için ipucu buydu: ıstırap. Yani bu canavarların da ıstırap çektiği düşüncesi. Onları kurbanlar olarak düşünmek, daha rasyonel ve merhametli bir yaklaşım gütmesini sağlıyordu. Psikopatlık veya sadizm, asla gaipten gelmezdi. Durduk yere birine bulaşan bir virüs değildi bu. Çocukluktan gelen uzun bir geçmişi vardı
Uzun zaman önce, psikopatlık basitçe "şeytanlık" olarak adlandırılırdı. Başkalarını incitmekten veya öldürmekten zevk alan şeytani insanlar hakkında ta Medeia'nın baltayı kapıp çocuklarını öldürmesinden beri, hatta muhtemelen ondan çok evvelden beri yazılar yazılmıştı. "Psikopat" sözcüğü 1888'de -Karındeşen Jack'in Londra'ya terör saçtığı sene- Alman bir psikiyatrist tarafından ortaya atılmıştı. Bire bir çevirisi "ıstırap çeken ruh" anlamına gelen Almanca psycho-pastiche kelimesinden türetilmişti.