Dünyanın en büyük yazarlarının bulunduğu bir ülkede okuyamayan milyonlarca insan var. Yüz milyonun altmışı okuma yazma bilmiyor. Okul sayısı çok az. Okulun bulunduğu yerde ise iyi öğretmenler yok. Bir şeyler öğretseler bile, papağan gibi ezberletiyorlar. İnsanlara düşünmeyi öğretmiyorlar. Hayatın anlamını çözmeyi öğretmiyorlar. Halk ruhunun gücünü hissettiremiyorlar. Ve milyonlarca insan, tıpkı milyonlarca dönüm verimli toprağın el değmeden ıssız bırakılması gibi, kendi haline bırakılıyor.
"Ben, bunca bilgi ve yeteneğimi sizin dediğiniz gibi uçurumdan atacak değilim, bunlarla insan ruhunun derinliklerinde yeni bilgiler ve yetenekler keşfetmeye gidiyorum."
Baktığı her yerde iki farklı tip insan görebiliyordu: Mutlu, gülen, bağıran üniformalı askerler ve çizgili pijamaları içinde mutsuz, ağlayan, bir çoğu sanki uyuyormuş gibi boşluğa bakan insanlar...