Puan vermedi·264 syf.··
2026 1. kitabı
Selamün Aleyküm kardeşim Okuduğum bu eser her yuva kuracak bireylerin okumasına tavsiye ediyorum. Kadın erkek bireylerin evleliklerdeki sorumluluklarını örneklerle dile getirilmiş kitapta. Çocuk yetiştirmekte olan insanlara tavsiyeler içeriyor. Kitapta en çok sevdiğim cümlelerden birtanesi şu oldu "Adam yerine konmak isteyen bir erkek, eşini kadın yerine koymayı bilmelidir ki hak ettiği bir şeyi talep etmiş olsun." Aile kavramının kaybolduğu bu zamanda Aile kurmanın ve korumanın püf noktaları verilmiş eserde. Kolay bir dili var. Heryerini cizipte notlar aldığım eseri kitaplığımın köşesine koyuyorum.
Din İslam
Mü'min EvNureddin Yıldız · Tahlil Yayınları · 20181,088 okunma
*spoiler içerebilir*
7/10
·352 syf.··
2025 20. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 17 Eylül 2025 11:10
Kitabımız başlarda tam bir romantik komedi filmi gibi başlamıştı. Ama sonra esas oğlan öldü? Merak etmeyin sürpriz bozan bir olay değil çünkü zaten ilk sayfalarda yaşanıyor. Kitap bir hayalet yazar olan Florence'in çevresinde dönüyor. Bu kızımız bir "hayalet yazar" olmasının üzerine bir de gerçekten "hayalet"leri görüyor. Küçükken bu kızımızın hayaletleri görmesi kasabada alay konusu olmuş. O da doğduğu yeri, ailesini terk etmekle çözüm bulmuş. Memleketinden uzakta hayalet yazar olarak geçimini sağlamaya çalışıyor. Yeni editörünün baskılarıyla son kitabını yetiştirmeye çalışırken ailesinden bir telefon geliyor ve babasının öldüğünü öğreniyoruz. Apar topar memleketine dönünce hikayenin burada ilerleyeceğini anlıyoruz. Bence tatlı başlayan kitap babanın ölüm haberiyle depresif bir tarafa gitti. Bundan şikayetçi değilim, hatta hiç tahmin ettiğim şekilde gelişmediği için de sevdim. Yalnız çok tekrar eden kısımları da vardı. Alay muhabbetinde de küçücük aklıyla bilemem tabii ki ama sırf bu nedenden ötürü doğduğu yere, bir daha göremeyeceği babasıyla arasına mesafe koymaya değer miydi? Zaman her şeyin ilacı değil midir? Bir de sonlarda anlıyoruz ki esas oğlanımız ölmemiş. Çocuk hayaletken bana aşkları daha çok geçmişti yemin ederim, canlandıktan sonra puf diye söndü gitti bence.
Aşk
Ölü RomantiklerAshley Poston · Yabancı Yayınları · 2024243 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Puan vermedi·400 syf.··
2026 76. kitabı
"Bu kitabın amacı birçok eski ve temel hakikati yeniden ifade etmek, açıklamak, sadeleştirmek, havalandırmak, yüceltmek ve sizi sarsıp bunları uygulamanızı sağlamaktır." #dalecarnegie #kaygılanmayıbırakyaşamayabak eserinde kendi yaşamına şifa bulmaya çalışırken bu alanda eksik olan ne varsa edindiği bilgi ve tecrübelerle, çevresinde kaygıyla baş edebilen birçok kişiyle yaptığı çalışmalarla bizlere de emir kipine girmeden tavsiyelerde bulunuyor. Bölümler halinde sıkmadan zamana yayarak okuduğum eser ufkumu açarken kitaplığımın başköşesine yerleşti bile. Kaygı yaşam boyu devam eden süreçte kaçınılmaz duygu ve biz bu duyguyla baş edebildiğimiz sürece daha sağlıklı bir yaşam bizi bekliyor. Bakış açımıza kazandıracağımız o minik püf noktalar çok kıymetli, tavsiye ederim. Reklam değil. "İnsan zamanını tarafsız ve objektif bir şekilde bilgi edinmeye ayırırsa kaygıları genellikle bilginin ışığında buharlaşıp yok olur." ~ "Kendinize en kötü ne olabilir diye sorun. Gerekirse durumu kabullenmeye kendinizi hazırlayın. Kabullendiğiniz bu en kötü durumu düzeltmek için sakince çalışın." ~ 'insanın kendi çabasıyla hayatını güzelleştirme gücünden daha umut verici bir gerçek yoktur. Eğer hayallerinize doğru güvenle yürür ve istediğiniz hayatı yaşamak için çabalarsanız hiç beklemediğiniz bir anda başarıyı yakalarsınız."
Kaygılanmayı Bırak Yaşamaya BakDale Carnegie · Mona Kitap · 20266 okunma
Puan vermedi·240 syf.··
2026 36. kitabı
Sevemedim. Çok şaşırtıcı. Bir Hükümenoğlu romanını… Nerede “Harika Bir Hayat” kitabındaki kalem… Ne yaptınız böyle Hikmet bey? Bu kadar sığ bir metini kendisine konduramadım. Eli bomboş kalmış bir ana karakteri okuyoruz sayfalarca. Ne o yolcu gemisinin lükslüğü ne de o gemide yaratılmaya çalışan gizem geçiyor. Son turunu yapan sessiz gemide bir gerilim yaratılmaya çalışılıyor ama olaylar havada kalıyor. Bir anda mutlu son, kurtuluş geliyor. O gizem puf oluyor. Tam gerilecektim, ne oldu? Konusuna gelirsek Hikmet Bey, eşi Merve ve asistan Murat ile beraber Efes gemisinde İstanbul’a dönüş yolunda olan bu üçlünün arasındaki sırları keşfediyoruz. Zira Murat ile Merve lisede can ciğer kuzu sarması olmuş iki sevgiliyken yollar seneler sonra bu ikili birbirine tekrar denk gelince hikaye şekillenmeye başlıyor. Murat’ın o sıralarda hali içler acısıdır. Merve’nin teklifiyle Murat, bu ailenin evinde de kalarak Hikmet Bey’in romanlarını yazmasına yardımcı asistan olur. Zira, kendisi eskiden öyküler yazan bir genç. Bir yerden sonra Murat, Hikmet Bey’in emek hırsızlığı yaptığını söyleyerek kitaplarına Murat’ın cümlelerini eklediğini söyler. Yeni çıkacak kitabı üzerinde çalışan bu ikili yeni bir hikaye oluşturur. Hikayedeki ana karakterler geçmişteki Murat ve Merve’dir. Hikmet Bey’in aralarında geçmişi ilişkiyi anlaması için oyun oynamaya çalışan Murat ava giderken avlanır. Konusu bölük pörçük. Hikmet bey, kitabında da açıkça belirttiği gibi boşlukları okura bırakıyor. Tanrısal bakış açısını bizim de sahiplenmemiz gereken bir kurgu ve kesinlikle zayıf bir olay örgüsü. Bir yerden sonra sıkılıp sonunda bir şey olsun da fikrim değişsin hissiyle okusam da yok sonu da tatmin etmedi. Şunu da eklemeden geçemeyeceğim şu tarz kitapları şu kitle; bu tarz kitapları bu kitle okur gibi
47 Numaralı KamaraHikmet Hükümenoğlu · İthaki Yayınları · 2026212 okunma
Hata olmayan yerde bereket olmuyordu…
Puan vermedi·528 syf.··
2026 406. kitabı
·
24 günde okudu
·
Okunma: 17 Mayıs 2026 16:51
Sanırım uzun zamandır bu kadar rahatsız eden ve bir türlü elimden bırakamadığım bir kitap okumamıştım… Ve yine sanırım uzunca bir süre başucumdan ayırmayacağım. Kitap "gölge" kavramı üzerine, jungiyen terapistlerin makalelerinden derlenmiş; 65 makaleden oluşan bir kitap insan doğasının karanlık tarafının ailelerde, yakın ilişkilerde, işte, maneviyatta, politikada, psikoterapide ve sanat gibi bir çok alanda belirdiği şekline kapsamlı bir bakış sunuyor. İnsana ve insanlığa dair pek çok önemli konunun tıp, siyaset, din, sanat, tarih ve farklı disiplinler penceresinden ele alıyor. Bireyi ve toplumu eşzamanlı görmekle kalmayıp bütünsel varoluşa çektiği dikkatle okuyanda bir tamlık duygusu bırakıyor. Gölgeyle Buluşma kendine, dünyaya, insan olma deneyimine ve uygarlığı doğuran tüm dinamiklere bakmak isteyen herkes için cesur bir davet, berrak ve hiç şüphesiz ki rahatsız edici bir ayna. Kitapta gölgemizi nasıl bulabileceğimizden onunla nasıl başa çıkabileceğimize, gördüğümüz rüyaların aslında gölge tarafımızın bize bir mesajı olup olmayacağına gibi farklı konulara yer verilmiş. Sevmediğimiz ve bizimle hiç uyuşmadığını düşündüğümüz bilinçdışı unsur (gölgemiz) ile nasıl dengede hizalanmamız gerektiğini ve hayat yolculuğumuzu daha temkinli yürütebilmemiz konusunda yer yer metafor kullanarak bizlere aktarıyor. Özellikle 10.Bölümün (son bölüm) başında geçen “tekne” metaforu oldukça hoş bir tatla konuyu özetlemek açısından finale doğru vurucu bir etki sağlıyor. Kitabın kendi cümleleriyle; “Gölgenin farkına vardığımız her parçasının bir ağırlığı vardır ve onu teknemize koyduğumuz zaman bilincimiz, o parçanın ağırlığıyla orantılı derecede aşağı iner. Bu nedenle gölgeyle baş etme sanatının püf noktasının teknemizi doğru şekilde yüklemekten ibaret olduğu söylenebilir: Çok az yük
1000Kitap
Gölgeyle BuluşmaKolektif · Timaş Yayınları · 2022308 okunma
İki Dirhem Bir Çekirdek /İnceleme/
Puan vermedi·212 syf.·
2026 153. kitabı
İskender Pala’nın o her gün hiç düşünmeden ağzımızdan dökülen, pelesenk olmuş deyimlerin arkasındaki acayip hikayeleri gün yüzüne çıkardığı, insanı okurken adeta eski İstanbul’un o canlı, tıkır tıkır işleyen sokaklarında gezdiren nefis bir rehber. Kitabı elinize aldığınızda karşınıza o sıkıcı, ruhsuz sözlükler çıkmıyor; aksine Osmanlı’nın mahalle kahvelerine, saray dehlizlerine ya da eski panayır yerlerine konuk oluyorsunuz. Yazarın asıl başarısı da burada zaten; tozlu raflarda kalmış, unutulmaya yüz tutmuş o eski yaşanmışlıkları ve nükteleri alıp sanki dün yaşanmış gibi burnumuzun dibine getiriveriyor. Gerçekten düşününce; bugün şık birini gördüğümüzde yapıştırdığımız "iki dirhem bir çekirdek" lafının arkasındaki o hassas sarraf terazilerini, o küçücük keçiboynuzu çekirdeğinin zarafetini bilmeden bu dili konuşmak, kelimelerin hakkını yemektir biraz da. "Püf noktası"ndan "çam devirmek"e kadar onlarca sözün arkasında yatan o insan hikayelerini okurken bazen "hadi canım" diyerek şaşırıyor, bazen de yüzünüzde muzip bir gülümsemeyle kalakalıyorsunuz. İskender Pala o bildik hoca ağırlığını bir kenara bırakıp o kadar tatlı, o kadar samimi bir dille anlatmış ki her şeyi, tarih ve edebiyat gözünüzde hiç büyümeden doğrudan kalbinize akıyor. Sahi, her gün kullandığımız kelimelerin aslında bu toprakların hangi neşesinden, hangi kederinden ya da hangi kıvrak zekasından süzülüp bize ulaştığını keşfetmekten daha keyifli ne olabilir? Dilimizin o renkli, bilge ve esnek yüzünü bize hatırlatan bu kitap; hani bazen kendimizi köksüz, dilsiz hissettiğimiz anlar olur ya, işte tam öyle zamanlarda elinizin altında durması gereken, her yaştan insanın dönüp dönüp okuyabileceği şahane bir başucu dostu. Kapağını her kapattığınızda konuştuğunuz kelimelere çok daha başka, çok daha hürmetle
Edebiyat
İki Dirhem Bir Çekirdekİskender Pala · Kapı Yayınları · 202017,8bin okunma