Kitap 1952 yılında bilim kurgu kategorisinde yayınlanmıştır. Evet kitapta bilim kurgu unsurları var, yok değil ama bu anlamda yapılan olumlu yorumları okuduğumda çok şaşırıyorum. Şimdi bana, "70 yıl önce bu kitabı okusaydın böyle düşünmezdin" diyecek olanlar mutlaka vardır ama hemen söyleyeyim 70 yıl önce bu kitabı okumuş olsaydım da böyle düşünürdüm. Şöyle ki 1952 yılında bu kitabı okuyan biri ile, 1865 yılında Jules Verne’nin “Aya Yolculuk” adlı eserini okuyan birinin ya da 1888 yılında Edvard Bellamy’nin “Geçmişe Bakış” adlı eserini okuyan birinin şaşkınlığını karşılaştırın, kim daha çok hayal edemezdi okuduklarını düşünün ve cevabı kendiniz verin.
Bilim kurgu çerçevesindeki görüşlerim dışında, Ray Bradbury’nin “Fahrenheit 451” romanı vermek istediği mesajla gerçekten ders niteliğinde öğretici bir eserdir. Eserde kara dörtlemenin diğer bir kitabı olan “1984” deki gibi totaliter ve baskıcı bir rejim hüküm sürmektedir. Farklı fikirlerin ve düşüncelerin olmadığı, insanların tek tipleştirildiği, şiirlerdeki duygusallığın bile saçmalık olarak görüldüğü bir dünya düşünün; sevginin, aşkın, mutluluğun, hüznün, merhametin unutulduğu bir dünya düşünün; kitapların yakıldığı bir dünya düşünün... Artık ruhumuzu özgür bırakmanın ve farkında olmamızın zamanı gelmedi mi? Evet geldi. O halde kitap okuyun, hala kimse onları yakmamışken!