Üstad Hazretlerinin şartlı önermeyi kullandığı yere bakar mısınız ?
''Evet, şu âyet-i kerime, kıyâsât-ı mantıkıye içinde, kıyas-ı istisnâî kısmının en kuvvetli ve kat'î bir kıyasıdır. Şöyle ki:
Nasıl mantıkça kıyas-ı istisnâî misali olarak deniliyor: "Eğer güneş çıksa gündüz olacak." Müsbet netice için denilir: "Güneş çıktı. Öyleyse netice veriyor ki, şimdi gündüzdür." Menfi netice için deniliyor: "Gündüz yok. Öyleyse netice veriyor ki, güneş çıkmamış." Mantıkça, bu müsbet ve menfi iki netice kat'îdirler.
Aynen böyle de, şu âyet-i kerime der ki: Eğer Allah'a muhabbetiniz varsa, Habibullaha ittibâ edilecek. İttibâ edilmezse, netice veriyor ki, Allah'a muhabbetiniz yoktur. Muhabbetullah varsa, netice verir ki, Habibullahın Sünnet-i Seniyyesine ittibâı intaç eder.
Evet, Cenâb-ı Hakka iman eden, elbette Ona itaat edecek. Ve itaat yolları içinde en makbulü ve en müstakimi ve en kısası, bilâşüphe, Habibullahın gösterdiği ve takip ettiği yoldur.''
Lem'alar
Burada iki önerme var.
1. Güneş doğmuştur.
2. Gündüz olmuştur.
Yani birincisi varsa, ikincide vardır. Yani gündüz olmuşsa, güneş doğmuştur. Buna şartlı önerme denir.
On Birinci Lem'a, Mirkatü's- Sünnede Şartlı önerme kullanılmıştırr.
Eğer Allah'a muhabbet varsa, Habibullah'a ittiba edilecek. İttiba edilmezse, netice veriyor ki, Allah'a muhabbetiniz yoktur.
Müspet düşün. Güneş çıkarsa, gündüz olur. Güneş çıkmıştır. Öyleyse gündüzdür.
Gel böyle,
Eğer Allah'a muhabbet varsa, Habibullah'a ittiba vardır. Allaha muhabbet varsa, Habibullah'a ittiba vardır.
Eğer kaziyye-i şartiyenin iki cüz'ü arasında birbirini gerektirme yahut nefyetme söz konusu ise buna, kaziyye- şartıyye-i muttasıla diyoruz. ''Eğer güneş doğdu ise, gündüz oldu demektir.'' kaziyyesi gibi.
Sayfa 124 - Osmanlı Araştırmaları Vakfı·Kitabı okuyor
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Mantığa uzun zamandır ayrı bir zaman ayırıyorum. Hamd olsun tasavvur ve kavram bölümü bitti. Tasdik ve önerme olarak ikinci bölümden devam ediyorum. Öyleyse size bir şey itiraf etmek istiyorum yeri gelmişken :)
Bunların hepsi Risale-i Nuru daha iyi anlamak içindir. Zira Risale-i Nur benim için vazife-i fıtratım, sebeb-i saadetimdir. Çünkü fıtratım gereği aklım, kalbim ile birlikte ittifak ettiğinde asıl lezzeti orada alıyorum. İnşallah Yarım bıraktığım 33. söz/ 20. pencerede vakti geldiğinde öğrenmeye devam edeceğim. Dönüp arkama baktığımda ise pencerelerde çok daha başka şeyler konuşuyor olabilirdik :)