Ona beni hatırlattığı için okumaktan nefret ettiğine emin olduğum bir kitabı saklamıştı. Kalbim göğsümde resmen patlamış, pelteye dönmüştü. İsimlerimizin arasına sprey boyayla kalp çizmesi bayağı olabilirdi ama bu? Bu, benim için dünyalar demekti.
Hayal ettiği bir kıza aşıktı; buzdan değil, altından bir kalbi olan bir kıza… Cesaretli biriydi, hilekâr değil. Göğsündeki delik asla onun istediği kişi olmayacağımın kanıtı olmalıydı.
Ama yine de beni seviyordu. Bu onun gerçek lanetiydi.
Jacks ona, yalnızca insan kendine ait olmayan bir şeyi istediğinde ortaya çıkan türden bir enerjiyle sarıldı. Oysa Evangeline onundu. Sadece Jacks’e onu sevdiğini söylemesi gerekiyordu.