10/10
·96 syf.··
2026 346. kitabı
·
15 saatte okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 13:58
Bu kitabı açtığımda; karşıma doksan yaşında bir ihtiyar değil, adeta bu topraklardan gelip geçmiş nevi şahsına münhasır bir kalemin aksi çıktı. Kitabın başkahramanı; o huysuz, kimseleri beğenmeyen ama kabuğunun altında yufka bir yürek taşıyan, nostaljinin o koyu, puslu dehlizlerinde kaybolmuş gazeteci adam, bana her satırda unuttuğumuz bir dostu hatırlattı: Engin Ardıç. ​Okurken sanki Márquez’in kurgusunu değil de, Ardıç’ın fani dünyaya veda etmeden evvel bir kenara iliştirdiği, o kendine has müstehzi ve aristokrat anılarından birini okuyormuş hissine kapıldım. Düşünce tarzındaki o keskin, tavizsiz ama bir o kadar da melankolik tını, tam anlamıyla onun ruhunun bir yansıması gibiydi. Ne hazindir ki, kaderin mukadderatı buradaki en büyük tezatı önümüze koyuyor. Kitabın kahramanı doksanıncı yaşının eşiğinde hayatın ve aşkın o en rafine sırrına ererken, Engin Ardıç değil doksanın seksenin bile ne menem bir şey olduğunu göremedi. Bu hüzünlü kıyasın ötesinde, kitap beni başka bir iklimin sultanı ile tanıştırdı. Bu eser, bugüne dek yazılmış, aşkın o en saf, en el değmemiş ve en büyüleyici betimlemelerini barındıran bir şahaser. Márquez, şehvetin kirli sularından, aşkın o her şeyi temizleyen, ruhu arındıran göksel nehrine öyle bir köprü kurmuş ki, hayran kalmamak elde değil. Kitap, aşkın fiziksel bir doyumdan ziyade, iki ruhun zamanın ötesinde, sessizce birbirine dokunuşu olduğunu fısıldıyor kulaklarımıza. ​Hülasa; Benim Hüzünlü Orospularım, bana hem edebiyatın o evrensel ve sınır tanımaz gücünü bir kez daha gösterdi hem de bu topraklardan geçen keskin bir kalemin, Engin Ardıç’ın hatırasını hüzünlü bir tebessümle yad ettirdi. Aşkı, nostaljiyi ve bir ömrün muhasebesini böylesine muazzam anlatan bu eser, kütüphanemin en mahrem köşesinde yerini aldı.
Benim Hüzünlü OrospularımGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 201925bin okunma
Bir bilim kurgu romanı
Puan vermedi·312 syf.··
2026 45. kitabı
​Yüksek Şatodaki Adam, sadece "Almanlar kazansaydı ne olurdu?" merakını gideren aksiyon dolu bir distopya değildir. Aksine, temposu ağır, atmosferi puslu ve zihni yoran bir felsefi metindir. Kadere, tarihin esnekliğine, insanın uyum sağlama (veya sağlayamama) becerisine dair yazılmış, bilimkurgu maskesi takmış bir edebiyat klasiğidir
Yüksek Şato'daki AdamPhilip K. Dick · İthaki Yayınları · 20251,244 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Gizem dolu bir roman
Puan vermedi
​Puslu Kıtalar Atlası; sadece bir macera romanı değil, aynı zamanda "hikaye anlatıcılığının kendisine" yakılmış bir saygı duruşudur. Okuyucuya puslu, gizemli ama bir o kadar da tanıdık bir dünyanın kapılarını açar. Türk edebiyatında taklit edilemeyen, her okunuşta yeni bir katmanı keşfedilen zamansız bir klasiktir.
Puslu Kıtalar Atlasıİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınları · 202467,8bin okunma
Puan vermedi·238 syf.··
2026 6. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 13:16
Tarih kokan efsanelere doyacağınız bir kitap. İhsan Oktay Anar'ın derin tarih bilgisine ve olayları birbirine bağlamadaki ustalığına hayran kaldım. Kitabı büyük bir dikkatle okumanızı öneririm çünkü yazar iki farklı olayı anlatıyor daha sonra bu iki olayı birbirine bağlıyor nasıl bağlandığını anlamak için dikkatinizi kitaba vermeniz şart. Ayrıca anlattığı bu iki olay öyle sıradan olaylar karakterleri de sıradan karakterler değil.Tavsiye ederim. Kitabı beğeneceğinizi umuyor keyifli okumalar diliyorum...
Puslu Kıtalar Atlasıİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınları · 202467,8bin okunma
8/10
·224 syf.··
2026 25. kitabı
“Soygun” İskender Pala'nın dili hem zengin hem de her seviyeden okuyucunun rahatlıkla anlayabileceği bir akıcılıktadır. Osmanlıca kelimeleri ve dönemsel tabirleri kurgunun içine öyle güzel yediriyor ki. Osmanlı İmparatorluğu'nun en çalkantılı dönemlerinden birinde geçer. Sultan II. Mahmud tahttadır ve Osmanlı tarihinin dönüm noktalarından biri olan Yeniçeri Ocağı'nın kaldırılması (Vaka-i Hayriye) henüz yeni gerçekleşmiştir. İstanbul, bir yanda yenileşme sancıları diğer yanda ise isyanların, karmaşanın ve saray içi güç mücadelelerinin gölgesinde karanlık ve puslu günler yaşamaktadır. Bu büyük siyasi karmaşanın ortasında, Topkapı Sarayı'nın en mahrem ve en sıkı korunan yerinden imparatorluğun en değerli hazinesi olan Kaşıkçı Elması'nı çalmak üzere gizli bir plan yapılır. Kimsenin tahmin etmediği, her ne kadar kusursuz bir plan olarak da tasarlanmış gibi olsa da kimsenin beklemediği bir son bekliyor hırsızları ve biz okuyucuları…
1000Kitap
Soygunİskender Pala · Kapı Yayınları · 20261,436 okunma
Puan vermedi·180 syf.··
2026 125. kitabı
Bugün sizlere etkileyici bir kitapla geldim. @yazaresraatlilaar ’ın kaleme aldığı “Gölgede Büyümek”, kelimelerin gücüyle sessizliği bozan, nesiller boyu aktarılan kadın hikâyelerini merkeze alan, son derece dokunaklı ve edebi yönü güçlü bir eser. Eser, Ağrı Dağı’nın eteğindeki küçük bir köyden Büyükada’ya uzanan geniş bir coğrafi ve duygusal düzlemde şekilleniyor. Yazar, bu uzun yolculuğu sadece fiziksel bir yer değiştirme olarak değil, kadınların sessiz çığlıklarının, maruz kaldıkları büyük fedakarlıkların ve küçük vazgeçişlerin bir dökümü olarak ele alıyor. Kitabın en çarpıcı felsefesi, aslında “ziyan olmuş” gibi görünen hayatların ardındaki o muazzam saklı gücü açığa çıkarmak üzerine kurulmuş. Bir kadının ailesine, hayata tutunabilmek adına kendi içinden neleri feda ettiğini, anneanne figüründen başlayarak anneye ve oradan da bugünün kuşağına devredilen bir miras olarak okuyoruz. Kitapta en çok öne çıkan izlek, kadınların tarih boyunca “konuşamayarak” ya da “görünmeden” yaşamak zorunda bırakılması. Çocukluklarından, gençliklerinden ve en nihayetinde hayallerinden eksilen kadının, dışarıdan ne kadar güçlü görünürse görünsün, içten içe nasıl sessizce tükendiği gerçeğiyle yüzleşiyoruz. Ancak yazar, bu tükenişi bir çaresizlik anlatısı olarak bırakmıyor; aksine, onların sustuğu yerden kalemi devralarak, yarım kalmış cümleleri tamamlamayı kendine bir borç biliyor. Kendi yoluna bakarken arkasında bıraktığı o “suskun ama kuvvetli gücü” fark eden bir anlatıcının gözünden, geçmişin gölgelerini aydınlığa kavuşturuyor. Kitabın “Bitmemiş Son” başlığını taşıyan final bölümü ise eserin edebi doruk noktasını oluşturuyor. Burada karşımıza çıkan kuşaklararası köprü, karakterlerin isimleriyle sembolleşiyor: Anneanne bir başlangıç, Neriman bir geçiş ve bugünün kadınları ise o hikâyenin
Gölgede BüyümekEsra Atlılar · İkinci Adam Yayınları · 20261 okunma