Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bazen, dalgınlık gösterip onun oyunu kaybetmesine neden olduğum için beni bir gün öncesine göre ya da bir başka arkadaşından daha az sevdiğini söylediğinde, kendisinden özür diler, beni yine eskisi gibi, ötekilerden daha çok sevmesi için ne yapmam gerektiğini sorardım; hiçbir şeye gerek olmadığını söylerdi, ondan beni zaten sevdiğini söylemesini ister, benim olumlu ve olumsuz davranışlarıma dayanarak, sadece söyledikleriyle, kendi keyfine ya da benim keyfime göre, beni mutlu etmek için, bana olan duygularını değiştirebilecekmiş gibi yalvarırdım. Halbuki benim kendisine karşı hissettiklerimin, onun davranışlarına da, benim isteklerime de bağlı olmadığını bilmiyor muydum?
"açık vermek istemediği insanların yanında hep erdemli görünen ahlaksız biri, boyutlarındaki sürekli artışı fark edemediği ahlaksızlıklarının, giderek kendisini normal hayatının ne kadar dışına çıkardığını kestirecek kıyaslamadan yoksundur."
Alfred de Vigny'nin Bir Şairin Günlüğü adlı yapıtında, bir zamanlar üstünde durmadan okuduğu şu dizeler, ne kadar acı veren bir gerçeği yansıtıyorlardı şimdi: "Bir kadına aşık olduğumuzda. şu soruları sormalıyız kendimize: Çevresindekiler nasıl insanlar? Nasıl bir hayat yaşamış? Hayattaki bütün mutluluğumuz buna bağlıdır."