tutkuluydunuz, kusursuzdunuz. ah monsieur. bana ait olmadan evvel. yalnızca benim gibi birine edebiyat öğretmekle yükümlü, belli bir ücret karşısında tutulmuş bir öğretmenken dahi güzeldiniz. zira bana edebiyat öğretmekle kalmamış aşkı da yanında işlemiştiniz. defterime eğik yazınızla yazdığınız şiirlerden, gül kokan gülümsemenizden, en çokta esmerliğinizin yansıdığı sesinizin penceresinden düşmüştüm aşka. savunmasızlığımı kuşanmıştım lakin esir olmuştum sana.
bir yıl daha geçti. her gördüğümü sen sanmaya başladım, çığlık çığlığa uyandım rüyalarımdan, tenim öyle sensiz kaldı ki hissetmeyeyim diye paramparça ettim etimi. ama biliyor musun vante? işe yaramadı.
uyuşmasına rağmen senin özlemini unutmadı tenim.