(Şubat ayında okumuştum.)
"Günleriniz dertsiz, geceleriniz eksiksiz ve hüzünsüz olduğu zaman değil. Tam tersine, bütün bunlar yaşamınızı kuşatmışken, çıplak ve tüm bağlardan kurtulmuş olarak hepsinin üzerine yükseldiğiniz zaman özgürsünüz gerçekten."
Konusu:
Ermiş yıllar boyu ona yurt olan kentten ayrılırken, geride bıraktığı halk ona aşk, evlilik, suç, güzellik ve daha pek çok konuda sorular yöneltir ve onun fikrini almak isterler.
Yorumum:
Biraz kişisel gelişim, biraz deneme tarzında bir kitap bana göre. Bu tarz kitapları okumaya severim, bu kitapta da yazar bize Ermiş üzerinden kendi düşüncelerini iletmiş. Bir çok konuda bize öğütler vermiş. Yazarın dilini genel anlamda sevdim, değindiği konular, özellikle bazı konulardaki bakış açısı... çok güzeldi. Akıcı bir dili vardı ve benzetmeleri güzeldi. Altını çizebileceğiniz, tekrar tekrar okuyabileceğiniz ve ders alabileceğiniz, üzerine düşünmeniz gereken güzel cümleler vardı. Ama bazı yerlerde yazarın cümleleri gereksiz süslediğini, fazla benzetme yaptığını düşünmeden edemedim. Burada neyi neye benzetmiş, tam olarak ne demek istemiş diye düşündüğüm yerler oldu. Güzel bir kitaptı ama sanırım benim beklentimin çok fazla olması nedeniyle beklentimi tam karşıladığını söyleyemeyeceğim. Kitabın biraz abartıldığını ve bana göre abartıldığı kadar olmadığını düşünüyorum. Ama içinden çıkaracak çok ders vardı, eminim herkesin kendinden bir şeyler bulacağı bir kitap. Okumanızı tavsiye ederim.