Çoccuk bir kendisi-için-varlık olmanın başlangıçlarını anneyle kurulan en erken sevgi bağlarından hareketle geliştirir. Anne, çocuğa dünyayı ilkin bu bağlar içinde ve onun vasıtasıyla "dolayımlar." Ona verilen dünya içinde olabileceği bir dünya olabilir; ama ona verilenin o anda onun için uygun olmaması da mümkündür. Ancak, yaşamın ilk yılının önemine rağmen, çocuğun bebekliği, çocukluğu ve yetişkinliği boyunca içinde var olmak zorunda kaldığı muhitin doğası şu veya bu şekilde hâlâ büyük bir etkiye sahip olabilir. Bu, sonraki aşamalarda baba veya diğer önemli yetişkinler ya çocukla doğrudan ilişkileriyle ya da anne üzerindeki etkileri yoluyla dolaylı olarak çocuğun hayatında kati bir rol oynayabilirler.
Herkes kendi belleğinde geriye doğru bakabilmeli ve onun her şeyini, sidiğini ve kakasını bile sevmiş bir anneye sahip olmuş olduğundan emin olabilmeli. Annesinin onu olabileceği şeyler için değil, sadece kendisi olduğu için sevdiğinden emin olmalı. Aksi takdirde insan var olmaya hakkı olmadığını hisseder. Hiç doğmamış olması gerektiğini hisseder.
Reklam
Seninle karşılaşmak kendimi hiç kimsenin dilini konuşmadığı bir memlekette kaybolmuş bir yolcu gibi hissetmeme neden oldu. Her şeyden kötüsü, yolcu nereye gitmesi gerektiğini bile bilmemektedir. Kendisini tamamıyla kaybolmuş, umutsuz ve tek başına hissetmektedir. Sonra birden, İngilizce konuşabilen bir yabancıyla karşılaşır. Yabancı gidilmesi gereken yolu bilmese bile biriyle sorununu paylaşabilmek, ona kendinizi ne kadar kötü hissettiğinizi anlatabilmek, kendinizi çok daha iyi hissetmemizi sağlar. Tek başınıza değilseniz, artık umutsuzluk duymazsınız. Bu bir şekilde yeniden mücadele etme isteği ve gücü verir.
Ama dünyanın gerçekliğinin dolaysız hissini sahte-benlik dizgesi sürdüremez. Dahası, sahte-benlik dizgesi gerçekliği sınayamaz, zira gerçekliğin sınanması seçeneklerden daha iyi olanı seçecek kendine ait bir zihniyete sahip olmayı vb. gerektirir; oysa sahte-benliği sahte yapan tam da kendisine ait bir zihniyete sahip olamamasıdır.
Neden çocuklar geceleri ışığın açık olmasını ve çoğunlukla anne babalarının uyuyana kadar yanlarında kalmalarını isterler? Bu ihtiyaçların bir yanında çocuğun kendisini görmediğinde ya da başkaları tarafından görüldüğünü hissetmediğinde ya da başkalarını işittiğini ve onlar tarafından işitildiğini hissetmediğinde yaşadığı korku yer alır. Uyumak, fenomenolojik açıdan dünyanın farkındalığının olduğu kadar bireyin kendi varlığının farkındalığının da kaybedilmesine eşittir. Bu kendi başına korkutucu olabilir; bu yüzden çocuk, uykuya dalma sürecinde kendisinin kendi varlığına ilişkin farkındalığını kaybederken, bir başka kişi tarafından görüldüğünü veya işitildiğini hissetmeye gerek duyar.
Sayfa 150·Kitabı okudu
Kişinin sıkı bir özerk kimlik hissine sahip olması bir insanın başka bir insanla ilişkili olabilmesi için gereklidir. Aksi taktirde, herhangi bir ve her ilişki bireyi kimlik yitimi ile tehdit eder. Bunun bir biçimi yutulma diye adlandırılabilir. Bu durumda birey, herhangi bir kişiyle ya da şeyle, hatta kendisiyle bile ilişkili olmaktan aşırı korku duyar, çünkü özerkliğinin dengeliği konusundaki kesinsizliği onu herhangi bir ilişkide özerkliğini ve kimliğini yitireceği aşırı korkusuna açık bırakır.
Sayfa 54·Kitabı okudu
Reklam
Reklam