Psikiyatrist ve yazar Ronald David Laing’in, “yarı ölü bedenler, kafadan ayrılmış kalp” sözleriyle tasvir ettiği hal ve “zemini kayan, temelleri sarsılan, karanlık bir çağ” olarak da adlandırdığı bu hayatta, tutunabilmenin yolunun içe dönmekten geçtiğini, insanın kendi iç ışığını arayıp bulması, köklerini hatırlayıp onları kucaklaması gerektiğini, “normal ve uyum” diye adlandırdığımız ve bize dayatılan birçok şeyin bizi özümüzden uzaklaştırdığını her satırında sarsıcı bir gerçeklik ve bilgelikle dile getiriyor.
Bu kıymetli eserin dili için çok sade ve kolay diyemeyeceğim. Biraz zorlayabilir. Ancak psikolojiye, insanın iç dünyasına, sosyolojiye ilgi duyan, kendini ve başkalarını anlamaya çalışanlar için tavsiye edebilirim. Beni oldukça düşündürdü, etkiledi. Not edip ara ara bakmak isteyeceğim bir ton:) bölüm oldu, hasılıkelam sevdim.
Yazarın, kitabın son bölümlerine yaklaşırken yazdığı şu sözler ise konunun özü ve bir umut ışığı niteliğinde:
“Pınar kendisini daha kurutmamıştır. Beden hala ışık saçmaktadır, ışık daha sönmemiştir, kaynak hala coşmaktadır, ırmak hala akmaktadır. Bizle O’nun arasında elli fit sağlam, beton gibi bir örtü vardır.”
Bahsedilen o pınara kurumadan ulaşabilmek, hakikati örten bilcümle örtülerden kurtulup ışığa sönmeden kavuşmak dileğiyle. Verimli okumalar!