Tarikatları; hak tarikatlar, evvelce hak tarikatlar olduğu halde sonraları bozulan tarikatlar ve tamamen sapık tarikatlar olmak üzere üçe ayırabiliriz. Sapık olanlarına aslında tarikat bile denilmez. Onlara tarikat adını vermek gerçek tarikatlara hakarettir. Onlar İslamiyet’i temsil edemez, İslam adına konuşamaz ve İslam’a inanmayanlar da onlara bakarak İslam ve Kuran hakkında hüküm veremezler. Gerçek tasavvuf nurunu Allah katında değerli olan yüce velilerden alır. Onun için tasavvufu şöyle anlatırlar:
ŞERİAT = TARİKAT = HAKİKAT = MARİFET
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Abdulkadirî Geylani {KS} Hz Kıssası;
Yine bir gün bir cemaatle terasta otururlarken, Buhara tarafına dönerek güzel bir koku alır ve “Benim vefatımdan sonra dünyaya Muhammedî meşrep birisi gelir. Bana mahsus nimetlere kavuşur. Onun kalbine kelime-i tevhidi nakşediyorum” der. Aradaki zaman 157 senedir. Evliyanın büyüklerinden ve mürşid-i kâmillerin en meşhurlarından olan bu zat, Muhammed Bahaeddin Nakşibendî’dir.
NAKŞİBENDİLİKTE ON BİR ESAS
ABDULHALIK GÜCDEVANÎ {KS}…⬇️
Abdulhalik Gücdevanî k.s., büyük velilerden öğrendiği ve bizzat tecrübe ettiği bu terbiye usullerini onbir temel prensiple ortaya koymuştur. Bu prensipler her müslüman için hedef ahlâklardır. Bütün hak yolcuları için lazım olan usullerdir. Onlar zikrin meyveleridir, güzel terbiyenin sonuçlarıdır. Zikir ayetlerinin tefsiridir. Hz. Rasulullah s.a.v. Efendimiz’in devamlı zikir halinin açıklamasıdır. Halk içinde Hak ile olma sünnetinin her devirde yaşanmasıdır. Her an Yüce Allah ile olmanın ispatıdır.
—HUŞ DER DEM—: Her nefes alış verişte uyanık bulunmak, gaflette olmamaktır. Hak yolcusu her nefesini Allah ile huzur ve uyanıklık içinde alıp vermelidir. Bütün vakitlerini bir çeşit ibadet ve taat içinde geçirmelidir.
Büyük müfessir Fahruddin Razî rh.a: “Bir kalp, ancak Yüce Allah’ın muhabbeti ile dirilir, sevgisiyle hayat bulur, zikriyle huzura erer” diyor ve ekliyor: “Bir kul ancak diliyle zikir, azalarıyla şükür, kalbiyle fikir içinde kaybolup, bütün varlığı ile devamlı Allah’a kulluk yaptığında gerçek insan olur.” (Mefatihu’l-Gayb, IX, 110)
Hadisi şerifte: "Kıblesi Hakk olmayanın namazı
yoktur." buyrulmuştur.
insanlarin kafasında hep kader sırrı vardır. Allah
dilediğini yapar. Allah ne dilerse ona hükmeder..!