İnsanın Anlam Arayışının nasıl şekillendiğini anlatan bir kitap diyebilirim. Kitapta bahsi geçen anlam arayışının iki önemli unsuru vardır:
İlki insanların hayata dair anlamlarının yok edildiği ve yeniden yeni anlam arayışının sorgulandığı yer; İkinci Dünya Savaşı'nda Nazi Almanya'sının toplama kamplarında olması
Sonraki önemli detay ise sorgulayan kişinin yani yazarın; o kampta tutsak olması.
Kitabın ilk bölümünde yazar, toplama kampında yaşadığı deneyimlerinden bahsetmektedir. İnsanların, kampta tutsak edilmeleriyle beraber özgürlükleri ellerinden alınmıştır. Böylelikle tutsakların yaşama dair oluşturdukları anlamları da ellerinden almıştır. Ancak yazar tüm bu acı deneyimlere, yaşanan kötü koşullara rağmen hayatta nasıl kaldığını ve acılardan çıkardığı anlamı bizlere anlatmaktadır. Kitabın konusu bağlamında kitabın özünü, kitapta da bahsi geçen bir düşünürün sözüyle alıntılayarak özetleyebilirim. Nietzsche’nin "Beni öldürmeyen acı güçlendirir." Acının da birer öğretici deneyim olduğunu bizlere hatırlatan bir eser. İnsanın kendi varoluşunu keşfetmesiyle beraber içindeki potansiyeli olumsuz koşullara rağmen açığa çıkarabildiğinin bir kanıtıdır yazar Viktor E. Frankl.
Kitabın son sayfalarını okurken özet niteliği taşıyan satırları alıntılamak isterim. “Spinoza Etika’nın son cümlesinde. Elbette “azizler” derken, kastımızın ne olduğunu sorabilirsiniz. Dürüst insanlardan bahsetmek yeterli değil midir? Bunların bir azınlık olduğu gerçektir. Bundan da fazlası, her zaman azınlık kalacaklardır. Yine de bu azınlığa katılmanın büyük bir mücadele gerektirdiğini düşünüyorum. Dünya kötü bir durumdadır ve her birimiz elimizden gelenin en iyisini yapmazsak daha da kötüsü olacaktır. Bu yüzden de uyanık olalım. İki şekilde uyanık olalım: Auschwitz’ten beridir insanın neler