Benim de içimde, benim içimde bile, evrenin nefes alan bu parçasının içinde, bazen tutkunun dönüp duran sarsıntılarıyla ortaya çıkan dünyeviliğe ait her şeyin içinde bulunan o gizemli volkanik öz yanıp tutuşuyordu, demek ki ben de yaşıyordum, canlıydım, kötücül ve ateşli hazları olan bir insandım. Bu tutku fırtınasıyla içime bir kapı açılmıştı, bir derinlik olmuştu içimde ve ben haz dolu bir sersemlikle içimdeki bu meçhule bakarken hem korkuyor hem mutlu oluyordum.
Ah, o sıcak, bunaltıcı öğle sonrasının, o olağanüstü gecenin bir saniyesini bile unutmaktan korkmuyorum; hafızamda o anılara varan yolu adım adım geriye gitmek için ne işaretlere ne de bir rehbere ihtiyacım var.