Bugünden 🫶🏻
Uzun zamandır bir kitaba hiç bu kadar kapılmamıştım. Eve dönsem de okusam, dememiştim.
Üstelik çorba karıştırırken bile elimden düşürmedim.
Tek kelimeyle harika bir kitaptı. Yüreğimde bir sızı, bir iz bıraktı.
Mustafa Kutlu'yu ilk yedinci sınıfta okumuştum. O zamanlar fazla anlayamamıştım okuduğum kitabı. Hüzün ve Tesadüf'dü o dönem okuduğum. Aklımda kalan sürmeli göz, minare. Karakoncolos vardı bir de yanlış hatırlamıyorsam :)
Lise sonda hediye olarak gelen bu kitabı okumak anca bugüne nasipmiş. Niye daha önce okumadım, demiyorum. O kitap için en uygun zaman bu zamandı. Ben gitmedim o kitabı okumayaz o geldi kendini okutmaya.
Benimle Ankara'ya da geldi bu kitap memleketime de. Meğer çantamda ince bir sızı taşımışım.
Karakterlerle birebir diyalog kurmuşum gibiydi. Bana anlattılar Tepeköy'ü, fabrikaları, Küptepe'yi, Başkanım yaptıklarını...
Akıcı, sade bir üslup... Tasasız. Ve derin...
Karakterlerin hikayesinde o tanıdıklık ve aşina olamadığımız duygular...
Ne kadar da ben, dediğim satırlar...
Ve sonunda ise yaşadığım şok ve hala içinden çıkamadığım sessiz duygular...
Ayrıca yazar adayı olarak, yazdıklarımı iyi insanlara ulaştırmanın hayalini kuran biri olarak bu kitap, ders kitabı gibiydi.
Hayatın içinden kelimelerle nasıl unutulmz hikayeler yazılacağını görmüş oldum.
Başka bir Mustafa Kutlu eserinde görüşmek üzere!
Ayrıca artık ayraç arama telaşına düşmüyorum, kenarları kıvırmak daha yaşanılır hissediyor.
:)