"Felsefe, hakikati başı boş bir merkezden yola çıkarak, sayılar boyunca ‘bir çok’ da aramanın; din ise, onu, tam bağımlı olarak ‘Tek’i de bulduktan sonra ‘birçok’ da tefekkür etmenin müessesesi… Bu bakımdan, din ve felsefe, biri şimale ve öbürü cenuba doğru iki zıd hareket… Ve elbette ki, İslamiyet’çe kıymet hükmü bu… Felsefe, hakikati bulmanın değil, ancak birbirinin yanlışını bulup çıkarmanın ve ebediyen hakikatten mahrum kalmanın aleti…"
İslamiyet’te felsefe diye bir şey yoktur. Hikmet vardır, fikir vardır, tefekkür vardır, felsefe yok… Vakıa, felsefe ‘Hikmet dostluğu’ demek ama, onunki bağımsız bir arayıcılık, İslam’ınki de tam bağımlı tefekkür olduğu için, felsefeyle hiçbir alaka kabul etmez. Onun içindir ki ‘Kur’an felsefesi’ denemez. ‘Kur’an hikmetleri’ denir. İslam felsefesi değil, İslam hikmetleri… "
Telegram bana keşif kapılarını açtı. Beni bu işkenceden kurtaran ve onlar karşısında direnmemi sağlayan tek şey, Şeriat ahkâmına sımsıkı perçinli olmam, inanmış olmamdır.
Salih Mirzabeyoğlu