Akyaka köyün de bir gece bir türlü uyuyamıyordum. Hani insanın bütün çektiklerinin bir bir muhasebesini tuttuğu, bunca acı karşısında savunmasız kaldığı o çok karanlık gecelerden biriydi. Sabahın üçünde sundurmaya çıkıp bir sigara yaktım. Derken, uzaktan bir kaval sesi geldi kulağıma. "Olamaz, burada bu saatte hiç kimse kaval çalamaz" dedim kendi kendime. Ama gaipten sesler duymuyordum. Biri gerçekten kaval çalıyordu. Birinin, belki dolaylardaki inşaatlarda çalışan bir köylünün benim gibi uykusu kaçmıştı. "Bana huzur vermek için, tâ uzaklardan kaval çalıyor sanki" diye düşündüm. Küçük bir mutluluk değil, büyük bir mutluluk oldu bu.