İhmâl edilmiş çocukluğun
Epeski bir yoksulluğun yamalarını yüzünde taşırdı
Kimse öpmezdi kimse
Yüzünün titrek sesini dinlemezdi
İçime dokunan bi hâlin vardı
Yalnızlığını kazısam altından vahşi bir puhu kuşu çıkardı.
Hayata benzeyen bir yanın vardı.
”Düşündüm de, insan ömrü dediğin sayfalık bir hikâye… Onu da olur olmaz şeylerle karalamak yanlış.
Her şeye gülüp geçmek lazım. Onun için sen de gül ama yalancıktan değil…
Geçmişi, eskiden olanları, kalbinin sızısını, sevdiğin insanı falan her şeyi boşvererek gülmelisin.
Gül haydi, yüzüne gülmek yaraşır. Hemen şimdi. Bak, bak ben nasıl gülüyorum dünya umurumda değil!”