Giderken demiştin dönmeyeceksin
Benden iyisiyle çıkıp gidiyorsun.
Düşüp kalkınca yürüyüş değişir,
Giderken sen beni yıkıp gitmişsin.
Söz kalbin sesidir, ihanet edip
Verdiğim sözümden dönen değilim.
Sen bana öyle bir ateş vurdun ki,
Sahte gözyaşıyla sönmez değilim.
İyinin yanına bal ile gitmiş,
Kötünün yanına yavan gelmişsin.
Açtığın yaralar zor iyileşir,
Tükenmiş ilacın, davan gelmişsin.
Nerede o deli kız bakışların?
Yorulmuş, solmuş, gölgesi kalmış.
Günahla boyanmış dudaklarında
Bir aşkın yarım kalmış şarkısı kalmış.
Yürüyüşünü yollar gözlemişti,
Şimdi yürüyüşün yollardan utanıyor.
Sen hayat yolunda şaşırıp kalmışsın,
Yol duranların değil, yol yürüyenindir.
Şimdi sel hevesiyle geri dönmüşsün,
Düşünme ki beni alıp götüreceksin.
Ben iyi biliyordum günahlarını,
Temizlemek için geri döneceksin.
Hayat bazen bir yük gibi gelir. İnsanlar egolarında kaybolur, vicdanları dilsizleşir. Ve her şey bir oyunmuş gibi oynanıyor ama sahnede adalet yok, sadece görüntü var. Gerçekten böyle bir dünyada yaşamak için azim gerekir ve en önemlisi ise vicdan...
Kadınların avuç içleri yaralarının haritalarıdır.Bir adamın bir kadına verebileceği en güzel emanettir avuç içlerine bırakılmış küçük, ürkek bir öpücük.
Avuç içlerinden öpmek demek "Geç kaldım, biliyorum, belki biraz daha erken gelseydim düştüğünde elini acıtan taşların yerine kalbimi koyardım, affet!" Demektir. Bir özür şeklidir. “Kötü günlerde göreceğiz, hep güzel olmayacak sonuçta hayat bu bir yerden verirken bir yerden alıyor ama bak ben yanındayım." Demektir. “Yaralarının kabuklarına şiirler ekeceğim, saç diplerinde papatyalar açtıracağım." Demektir.
Başka bir ifadeyle insanların kaderleri avuç içlerinde yazılıdır o nedenle birinin avucunu öpmek onunla kaderini paylaşmaktır yani; "Ben o avuçlardayım, başka dudaklar, başka eller değmesin avuç içlerine." Demektir