-Gözden, ırak olan gönülden de ırak olur mu efendimiz?
-Hayır Olric. Yüreğinde bir yer açıp oraya oturttuğun her kimse, seninle birlikte gider her yere.. Oğuz AtayTutunamayanlar
Selçuklu ve Osmanlı aristokrasileri, Sünnî İslam ideolojisini benimserken, Anadolu’daki halk kitleleri özellikle Kızılbaş-Alevî bayrağı altında toplandılar. Kızılbaşlığı hor görenler, feodal hâkim sınıflardı. ?alk kitlesi ise, sultanlara ve beylere karşı kendi sınıf çıkarlarını savunmak için, Batınî mezhep ve tarikatları içinde örgütlendiler.
Bilge Kağan, kale duvarları inşa edip içinde Budist tapınakları kurmak ister. Vezir Tonyukuk ise, iyiliği ve hoşgörüyü salık veren Budizme ve Taoizme karşı çıkar. Bu öğretilerin savaşma ve iktidar kazanma yeteneklerini yıkıma uğratacağını söyler.
Sınıflaşan toplumların yaşadığı bu süreci, Yunan felsefesindeki Kyrene okulu filozoflarından Euhemeros, çok özlü olarak anlatır:
“Tanrılara tapmak, kralları ve bu gibi büyük insanları saymaktan doğup gelişmiştir, dolayısıyla bu saygının daha bir büyütülmüş, ileri götürülmüş şeklinden başka bir şey değildir. Tanrılar, ölümlerinden sonra tanrı mertebesine çıkarılmış kahramanlar, krallar, müstesna insanlardır.”