Şeytan Âdemoğullarının tabiatına, yiyip içtikleri ile musallat olur. İnsan yiyip içmeyi azaltırsa birçok şehvetleri kırmak için çalışmış olur ve böylece şeytanın müdâhalesine imkân kalmaz.
Büyükler derler ki:
Bütün ilimler dört kitapta cem olmuştur. Bunların da hepsi Kur’ân’da; Kur’ân, Fâtiha’da; Fâtiha da besmelede; besmele de, ‘Bâ’da derc olunmuştur. Fahreddin Râzî, Tefsir-i Kebîr’inde der ki; “Bütün ilimlerden maksud kulun Allah’a vâsıl olmasıdır.
Ístiâze yahut teavvüzdeki hikmet, izin istemektir. Bu bir kapıyı çalmaya benzer. Nitekim bir sultanın kapısına varan, ondan izin almaksızın giremez.
Aynı şekilde Kur’ân’ı okumak isteyen kimse, Mâbud’u huzurunda münâcaata girmek istemektedir. Bu durumda o, lisânını temizlemeye muhtaçtır. Lisân, lüzumsuz söz ve bühtan gibi şeylerle günahkâr hale gelir. Bu ise teavvüz, yahut istiâze ile temizlenir.
Hicretin dokuzuncu senesinde Bizans imparatorunun Arabistan'a karşı bir seferde bulunmak istediği şâyi olmuş.
Rasûl-i Ekrem sallallâhu aleyhi ve sellem Efendimiz de ashâbını techiz olunacak ordu için Allah Celle Celâluhu yolunda teberrüâta da'vet etmiş, herkes kudretine göre teberrüatta bulunmuş,
" Hz. Ebû Bekir radıyallâhu anh de elinde ne varsa hepsini fî sebîlillah vermişti."