Belki de iyi bir özelliğimizdir bu kendi kusurlarımızı görebilme yeteneği, ama biz aşırıya kaçıyoruz, her zaman dilimizin ucunda hazır bekleyen alaycılığımızla kendimizi avutuyoruz.
Hayatın bütün bu çok zor ve yanıtsız sorularına verdiği ortak yanıtın dışında bir yanıt yoktu. Bu yanıt şuydu: Günün gerektirdiği şekilde yaşamak, yani unutmak. Uyuyarak unutmak artık olanaksızdı, en azından geceye dek, sürahi-kadınların söylediği şarkıya geri dönmek de artık olanaksızdı; bu durumda hayatın düşlerine dalarak unutmak gerekiyordu.