on beşinde bir arkadaş
inancını savunurken yargıca
anladı bulana durula akmakta olan şeyi.
yürüyorum
azarlanıyorum fışkıran başaklarla
iki bomba gibi taşıyorum koltuğumda ki bir çift somunu
hurdahaş bir sancıyla geçiyorum badem çiçekleri altından
gözlerim nemli değil.
gözlerim namlu.
İsmet Özel
bir trenin camlarında uzayıp giderken dünya
yakalanmayan görüntüler mutluluklardır belki
acılarsa, uzun uzun beklenilen istasyonlara benzer
iki uzaklık arasındadır her insanın tarihi
gitsem bütün akşamlar geç, sabahlar erken
kalsam bu kent alnıma yeni çizgiler ekler
akıp giden her suyla akma isteği midir bu?
açan her çiçekle açmak mı gelir içimden?
oysa acılarımızdır birbiriyle çarpışan yaşam boyu
mutluluklarımızdır, cephe gerilerinde bekleyen
Ahmet Erhan