Neyse ki hâlâ ara sıra ürperiyorum. Korku ve hastanenin ölümcül atmosferinde çözünen çirkin bir madde gibi bir gün seyrelip yok olma ihtimaline rağmen hayatın devam ettiği;sakin bir bedene hapsolmuş vahşi bir at gibiyim.
Bu yorgunluk onu daha da ağırlaştırıyordu. Üzerine gitgide daha fazla yorgunluk çöktü. Düşünceleri yatıştı,hayalleri dağıldı ve her şeyi unutuverdi. Ama bu unutuşta,ruhunun derinliklerinde gizlenen belli belirsiz bir anı açığa çıktı.