Saatlerce konuşmak isterdim daha. Bütün sözcüklerle konuşmak. Derin, sarsıcı cümleler bulmak isterdim. Özetleme gücü yüksek benzetmeler yapmak isterdim. Bugüne değin bütün öğrendiklerimi bir çırpıda anlatmak isterdim sana. Ama bir işe yaramayacak biliyorum. Ama hiçbir şey, hiçbir işe yaramayacak galiba. Sevgi her şeye yetmiyor.
Sevgi hiçbir şeye yetmiyor.
Ne gidebiliyorsun, ne kalabiliyorsun; ne gecede, ne gündüzde bir hayat kuramıyorsun kendine. Dünyada bir yer edinemiyorsun. Sancını bana da yaşatıyorsun üstelik. Benim hanidir üstesinden geldiğim, aşıp geçtiğim sorunları, sıkıntıları bana yeniden yaşatıyorsun. Senin yüzünden bir kez daha yaşamak zorunda kalıyorum bütün onları. Beni üzerinden atlayıp geçtiğim şeylere yeniden sarıyorsun. Beni yoruyorsun Necdet. Anlamak yorgunu olduğum şeylerle yoruyorsun.
Şimdi gideceğim diyorsun. Bir daha dönmeyeceğim diyorsun. Bir daha hiç dönmeyeceğim diyorsun. Peki git, çek git, ama bir gün döneceksen —ki döneceksin!— çok yazık olur bana, günah olur.
İkimize de günah olur.
Yaralarımızı güneşe tutamayız bizler. Gündüzleri saklanırız çünkü. Örtünürüz. Geceler ise güneşsizdir. Yaralarımızla baş etmek yalnızca bize, o yorgun gücümüze kalmıştır.