bakışlarının yorgunluktan süzüldüğü anlarda, insanın aydınlıkta boş boş bakmak, karanlıkta boş boş düşünmek için yaratılmış olduğunu söylüyor, bir yanılgıdan ötekine sürüklenmemek için bu gerçekle yüzleşmek gerektiğini, yaşadıkları mutsuzluğun temelinde, yanlış anlamalar sonucu harcadıkları çabaların avutulmaz pişmanlığının yattığını belirtiyordu -kaybettiklerimiz yanımıza kâr kaldı- ama hiçbir şey bilmediğini öne sürüp duruyordu yine de. Yasemin hiç usanmadan, "dalgınlıktan mı böyle oluyor bu şimdi?"
diye soruyordu.
beni şair sandılar
kalbim yok ve hiç acımıyor sandılar en sonunda
ben de bir ustura yardımıyla bir gece vakti
kalbimin olmadığını zannedenlerin kalplerini kırmak umuduyla
alınmamış yol, gidilmemiş orman kalmasın diye
kimse yanılmasın hakkımda
yanıltmayayım kimseyi diye
kalbimi usulca oydum yerinden.
kan geldi
Yenildim ben, unutuldum ve üzgün
değilim inan.
Büyüktü çünkü onların dünya arzusu
Benim otların sesiyle kaplı kalbimden
Söktüm atımı söğüdün gölgesinden
Şimdi yol benim yeniden.
Değil burası evimiz, burası da,
olmaz bize ev burası, burası değil, burası değil
diye diye kaç yıl oldu yoldayız.
Ama bizden biri gibi artık bizde
suyu kurumuş bir ağlamak ve
bir rüzgârlı bayır içimizde.