Aynı anda aynı kıza aşık olan iki yakın arkadaşın hikayesi gibi görünse de daha çok anlatıcının (Ender) yakın arkadaşına (Çetin) duyduğu sevgiyi anlatan bir kitap. Tabi bunu sade ve net bir şekilde değil, dolaylı yoldan anlatıyor. Bir anıyla, birkaç cümleyle anlatıyor. Kitap boyunca Ender'in Çetin'e duyduğu sevgiyi, bağlılığı hissedebiliyorsunuz. Sonunda da her şeyin birer yaşanmışlık olduğunu, bâki kalanın arkadaşlık olduğu mesajını veriyor biraz.
Kitapta olup biten her şeyi sakin, naif bir tavırla okuyorsunuz çünkü kahramanlarımız ne yaşarsa yaşasın hepsinin acısını içinde yaşıyor. Bağırıp çağırmalar, sinir krizleri yok. Her şey çok sakin ve durgun. Ölüm gibi.
Kitaptaki her şeyin tetikleyicisi olan, aslında baş karakter olan ölüm gibi.
İtiraf etmek gerekirse kitap bende bir şey uyandırmadı. Bazı cümleler çok "çay edebiyatı"ydı fakat nedense bir çırpıda okudum. Başarılı buldum ama aynı zamanda hayal kırıklığı yaşadım. Kitabın sonuna kadar hep bir şeyler olacak diye bekledim ama olmadı. Nasıl başladıysa öyle bitti. Yine de keyifliydi.