raskólnikov

raskólnikov
@raskol__nikov
İçime işleyen acıyı size değil bir suya bırakmayı öğrendim.
Doktor
İstanbul
Edirne
58 okur puanı
Temmuz 2022 tarihinde katıldı
Carpediem
İnsanlar acıyla büyür. Yaşam, bedende değil ruhtadır. Ölüm yalnızca bedenden kurtuluştur. Zihninizde neyin bedensel olmadığını ayıklayın. Gelecek için endişe etmeyin, çünkü gelecek diye bir şey yoktur. Sadece "şimdi" vardır. Onun için yaşayın... Lev TolstoyLev Tolstoy
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Mezarda olan için zaman, anlamını kaybeder.
9 Nisan 1951 tarihinde intihar ederek yaşamına son veren Sadık Hidayet’in ölümünü, 25 yıllık arkadaşı şu şekilde anlatmıştır: “Paris’te günlerce, havagazlı bir apartman aradı, 9 Nisan 1951 günü dairesine kapandı ve bütün delikleri tıkadıktan sonra gaz musluğunu açtı. Ertesi gün ziyaretine gelen bir dostu, onu mutfakta yerde yatar buldu. Tertemiz giyinmiş, güzelce tıraş olmuştu ve cebinde parası vardı. Yakılmış müsveddelerin kalıntıları, yanıbaşında yerde duruyordu.” Doğu’nun Franz Kafkası olarak bilinen Sadık Hidayet, en bilinen romanı Kör Baykuş’ta ruh durumunu şu şekilde ifade etti: Yaralar vardır hayatta, ruhu cüzam gibi yavaş yavaş ve yalnızlıkta yiyen, kemiren yaralar. Kimseye anlatılmaz bu dertler. Çünkü henüz çaresi de, devası da yok bu dertlerin. Düşündüm, herkesin gökyüzünde bir yıldızı varsa, benim yıldızım uzak, karanlık, anlamsız olmalı. Belki de hiç yıldızım olmadı. İçimde müphem bir arzu: Bir deprem olsa da, bir yıldırım düşse de, sakin pırıl pırıl bir dünyaya yeniden doğsam? Azap çeken bir ruh gibi bekliyor, kolluyor, arıyordum, lakin boşuna! Dünya,ıssız yaslı bir ev gibi görünüyordu gözüme ve ben bağrımda bir acı duyuyordum. Bana göre değildi bu dünya; bir avuç yüzsüz, dilenci, bilgiç, kabadayı, vicdansız, açgözlü içindi; onlar için kurulmuştu bu dünya. Gönlümde düğümlenen bir şeydi bu ıstırap, bu kederli hal; kasırgadan az önceki havayı andırıyordu. Hissettim ki benim düşüncelerim de dayanıksız bir avuç kor gibidir, kül olmuştur, bir üflemeye bakar. Birbirine ters düşen öyle çok şey gördüm, birbiriyle çelişen öyle çok şey duydum ki! Artık hiçbir şeye inanmıyorum. Bazı kimselerin ölümle savaşı daha yirmisinde başlar; birçokları da yağı bitmiş lambalar gibi, sessiz yavaş, ecelleriyle sönerler. Yalnız ölüm yalan söylemez! Ölümün varlığı bütün vehim ve
Sadık Hidayet
Derin bir mezar sanki insan içi. Unutulanlarla dolu. Terk edilmiş yalnızlıklar ülkesi, içine girip de çıkılamayan bir girdap misali. Sonrası hep anı, hep hatıra.
Yaşam
Kanayan bir yarayla kalplere şifa taşıyamazsın
" Çünkü en beteridir kendisiyle savaşanların , kendine yenilmesi ... " diyor ve devam ediyor Can Dündar : " İnanmadan din adamı olarak kalamazsınız ; sevmeden aşık rolü oynayamaz , cesaretsiz savaşamazsınız ; beyninizde bir urla beyinlere deva kalbinizde kanayan bir yarayla kalplere şifa taşıyamazsınız . " diyerek umutsuzluğu güzelce tanımladıktan sonra acı reçeteyi önümüze koyuyor " Bu kuşatmayı yarmak için o " zaaf " larınızı yok etmek zorundasınızdır ; çoğu kez kendinizden vazgeçmek pahasına ... İnsan , kendine rağmen gider o zaman ... "
Korkuyoruz. Düşünmekten ve sevmekten korkuyoruz. İnsan olmaktan korkuyoruz. Oğuz AtayOğuz Atay