"…şu insanlar, şu dünyada var oldukça her şeye akıl erdirecekler, kartalın uçuşuna, karıncanın yuvasına, ayın, günün doğuşuna, batışına, ölüme, kalıma, her şeye akıl sır erdirecekler. karanlığa ışığa, her şeye, her şeye akıl erdirecekler, tek insanoğluna güçleri yetmeyecek. onun sırrına ulaşamayacaklar…"
“
ya korkmazlarsa!? ya günün birinde bu topraklara doğru bir ordu halinde yürürlerse!? lombardların italya'ya, almanların galya'ya ve türklerin bizans'a yürüdükleri gibi... üstelik onlar da toprağa susamış insan sürüleriydi. onları da düzenli birlikler durduramamıştı. kesmekle ve terörle de durdurulamamışlardı. zaten açlığı sadece kendi midesinde değil, çocuklarının da büzüşmüş karınlarında duyan bir adamı korkutmak olası mı? o bütün korkuların ötesinde bir korkuyu tatmışken onu sindiremezsin."
"karanlığın içinde olacağım. her yerde olacağım. baktığın her yerde. aç insanların karınlarını doyurması için kavga çıkınca, orada olacağım.
ne zaman bir polis birini döverse, orada olacağım. sinirlenip bağıran adamlar olunca karşına çıkacağım.
çocuklar açken, yemeğin hazır olduğunu duyup güldüklerinde, orada olacağım.
ve insanlar kendi yetiştirdiklerini yiyip, kendi inşa ettikleri evlerde yaşayınca, orada olacağım."