"Nehlüdov , ilk başta bununla mücadele ediyordu ama mücadele çok zordu, çünkü kendisine inanarak iyi saydığı her şey, başkalarınca kötü sayılıyordu ve tam tersine kendisine inanarak kötü saydığı her şey de çevresindeki herkes tarafından iyi sayılıyordu. Sonunda Nehlüdov teslim oldu, kendisine inanmaktan vazgeçip başkalarına inandı. Kendini yadsımak ilk zamanlar hoşuna gitmiyordu, ama hoşuna gitmeyen bu duygu çok kısa sürdü. Çok kısa sürede bu tatsız duygudan kurtuldu, hatta büyük bir hafiflik hissetmeye başladı.
Nehlüdov, çevresindeki herkes tarafından onaylanan bu yeni yaşama tutkulu yapısı yüzünden kendini iyice kaptırdı ve bambaşka şeyler isteyen içindeki sese kulaklarını tamamen tıkadı."
"Öyle ki , Nehlüdov , Tanrı , gerçek , varlıklı olmak , yoksulluk gibi konuları düşündüğü zamanlarda çevresindeki herkes bunu yersiz, kısmen de gülünç bir şey olarak görür, annesi ve halası ona takılarak "Bizim sevgili filozofumuz" derlerdi ; roman okuduğunda, yakası açılmadık fıkralar ya da Fransız tiyatrosuna vodvil seyretmeye gidip sonra bunları keyifle anlattığında ise herkes onu övüyor , bunları yapmaya özendiriyordu."
"Bu korkunç değişimin tek nedeni , kendine inanmayı bırakıp başkalarına inanmaya başlamasıydı. Kendine inanmaktan vazgeçmiş , başkalarına inanmaya başlamıştı, çünkü kendine inanarak yaşamak zordu: Kendine inandığında sorunlarını kolay sevinçler arayan hayvansal "ben'in" yararına değil, neredeyse her zaman bu hayvansal "ben'e" karşı koyarak çözümlemesi gerekiyordu ; oysa başkalarına inandığında ortada çözümlenecek bir sorun olmuyordu. Her şey zaten çoktan çözümlenmişti , hem de ruhsal "ben'e" karşı, hayvansal "ben'in" yararına çözümlenmişti. Ayrıca kendine inandığı sürece hep insanlar tarafından ayıplanmışken, başkalarına inandığında çevresindeki insanların övgüsünü kazanıyordu."
"Adını koyamadığım berbat bir hisle ve yorgun uyanıyorum uzun süredir. Çıkayım belki keyfim yerine gelir diye olabildiğince çabuk dışarı atıyorum kendimi. Olmuyor . Akşam olsun da diyorum , belki bir şeyler düzelir. Oysa akşamları genelde işler daha kötüye gider farkındayım. Akşam olduğunda geceyi bekliyorum çaresiz . Gün bitiyor . Hadi yatayım da belki sabah güzel uyanırım diye gömülüyorum yatağa . Günün en güzel anı da o an oluyor. Hiçbir şeyin değişmeyeceğini bile bile gelecek düne dair umut beslemek... Umut bile değil hatta , basit ve masum bir temenni , o kadar ! "
m.youtube.com/watch?v=92TkoRJ...