Enes

Enes
@ravachol
INTJ, 5w4.
Ayrıca ülkeler, birbirleriyle, bölgede tespit ettikleri komünistlerin isimlerini ve varsa seyahat planlarını paylaşıyor; ilgili otoritelerin onlara neler yapması gerektiği konusunda tavsiyelerde bulunuyorlardı. CENTO'nun yanı sıra NATO'nun da yıkıcı faaliyetlere karşı işbirliği için bir platformu bulunuyordu. Atlantik Paktı'nın imzalanmasıyla birlikte, üye ülkelerin Kominform propagandasına karşı ideolojik savunmayı geliştirmesi için Kuzey Atlantik Bilgi Ajansı (North Atlantic Treaty Information Service - NATIS) kuruldu. Bu oluşum, NATO'nun propagandasını üretmek ve yaymakla görevliydi.
Sayfa 190
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Soğuk Savaş'la birlikte Sovyetler, Türkiye'deki propaganda faaliyetlerini artırmaya başladı. 1950'lerin ortasında Ankara'da görevli olan Sovyet casusu Oleg Penkovski'nin hatıraları, Sovyet istihbaratının Türkiye üzerine özel psikolojik harp yürütmek için Batum, Sohum, Leninakan ve Sivastopol'da merkezler kurduğunu açığa çıkarmıştır. Bu operasyonların temel amacı, Türkiye'nin Batı yanlısı bir tutum sergileyen hükümetine karşı ülke içinde güçlü bir muhalefet yaratmaktı. Sovyetler'in yanı sıra sürgündeki Türk komünistler de hükümeti Amerikan emperyalizminin bir kuklası olmakla suçluyorlardı. Komünist propaganda sadece hükümeti değil, NATO ve CENTO'yu da Sovyetler'in bölgedeki çıkarları doğrultusunda hedef tahtasına oturtmuştu. Örneğin, Avrupa Kürt Öğrenci Birliği, Temmuz 1959'da Viyana'daki 4. kongresinde CENTO'yu Batı emperyalizminin bir aracı olarak lanetliyor; Kürtlerin bağımsızlığı için Sovyetler ve Iraklı Komünistlerle ortak çalışma çağrısı yapıyordu. Bu noktada Türkiye ve Batılı müttefiklerinin çıkarları örtüşüyordu; CENTO ve NATO da ortak psikolojik harp operasyonları için uygun bir zemin oluşturuyordu.
Sayfa 191
İngilizler, Türkiye'nin istihbarat taleplerini ve paylaşımlarını güvenilmez ve siyasallaşmış bularak reddediyorlardı. Türk temsilciler, Kürt hareketinin Sovyetler tarafından desteklendiğinde ısrar edince, İngiliz temsilci buna "saçmalık" diyerek cevap veriyordu. İngiltere, temsilcisine Kürt meselesi gündeme geldiğinde olağanüstü bir durum olmadığı takdirde konuyu geçiştirmesini, zira Irak, İran ve Türkiye'nin bu konuda çok hassas olduğu bilgisini vermişti. İngilizlere göre, bu üç bölge ülkesi arasında Kürt sorununa en hassas olan Türkiye'ydi.
Sayfa 185
Her ne kadar Türkiye, Sovyetler'in bölgedeki Kürt nüfusuna sızdığına ve onları kışkırttığına dair düzenli olarak istihbarat paylaşsa da Amerika ve İngiltere bu tehdit konusunda Türkiye ile aynı fikirde değildi. Örneğin, Kasım 1946'da Suriye'deki Kürt bölgelerini dolaşan Amerikan büyükelçilik görevlisi Mr. Dennett, Washington'a Suriye'deki Kürtler arasında Sovyet sızmasının ihmal edilebilir düzeyde olduğunu, zira Suriye Kürtleri'nin çoğunda siyasi bir bilinç olmadığını bildirmişti. Tabii burada İngilizler'in Kürtler üzerinde kendi planlarının olmasının da etkisi vardı. Tahran'daki İngiliz Büyükelçiliği, Sovyet destekli Gazi Muhammed'in Kürt ulusal hareketini zayıflatmak için Dekbhuri aşireti lideri Kasım Ağa'yı destekliyordu. Hem İngilizler hem de Amerikalılar, bölgedeki Kürt siyasi hareketinin yalnızca Sovyetler'in kışkırtması ile oluşmadığının farkındaydılar. Bu nedenle, Türkiye'nin Batılı müttefiklerini bölgedeki Kürt siyasi hareketinin komünizmin bir cephesi olduğu tezine ikna etmesi oldukça zordu.
Sayfa 183
MAH, Sovyet casuslarının o dönemde Türkiye'deki Kürtler'in arasına sızmasını büyük ölçüde engellemişti. Eylül 1946'da Türkiye'nin doğusunda bir gözlem turuna çıkan İngiltere askeri ataşesi, Türkiye'nin aldığı sıkı önlemlere ikna olarak bu dağlık bölgede Sovyet destekli bir Kürt ayaklanması çıkarsa Türk ordusunun "bir kaplan gibi savaşacağını" Londra'ya rapor etti.
Sayfa 183