Enes

Enes
@ravachol
INTJ, 5w4.
İngiltere, Sovyetler'in 1946 yılından başlayarak Türkiye'deki Kürtler üzerinde yürüttüğü bölücü faaliyetlerden endişe duymaya başlamıştı. İngiltere Büyükelçiliği'nin Londra'ya çektiği gizli bir telgrafta, Sovyetler'in Türkiye'nin doğusuna askeri operasyon düzenlemeye zemin hazırlamak için Türkiye'deki Kürtleri isyana kışkırttığı belirtiliyordu. Bu gizli telgrafa göre, Sovyetler'in planladığı kalkışma, bölgedeki diğer Kürt aşiretlerini de içine alacak şekilde Irak, İran, Suriye ve Türkiye'den toprak alarak Sovyet kontrolü altında bir "Büyük Kürdistan" kurulmasını hedefliyordu. Sovyetler'in bu planları doğrultusunda İran'daki Kalezava bölgesinde konuşlanan Sovyet casusları, Türkiye-İran sınırından Türkiye'ye sızmaya çalıştılar.
Sayfa 182
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Türk karar alıcılar, Türkiye'nin Kürt sorununa dışarıdan gelebilecek askeri müdahaleler konusunda oldukça hassastılar. Türkiye'ye göre Kürt ayrılıkçı hareketleri ve Sovyetler'in Kürt gruplar üzerindeki artan ilgisi, Türkiye'nin tek başına halletmesi gereken bir meseleydi. Fakat Türkiye yine de müttefiklerinden Barzani ve Sovyetler'in bölgede desteklediği diğer gruplar hakkında istihbarat talep ediyordu. Bu nedenle Ankara, ortak istihbarat toplantılarında Barzani'yi sıkça gündeme getiriyordu. Gelgelelim, hem Washington'un hem de Londra'nın Kürtler üzerine kendi politikaları vardı ve bunlar Türkiye'ninkilerle tam olarak örtüşmüyordu.
Sayfa 182
Türkiye'deki Kürtçü hareketin Türkiye'yi Sovyet yörüngesine itebilecek kapasitesi ve potansiyeli olmadığı düşünülüyordu. Türkiye'deki Kürtler, İran, Irak ve Suriye'dekilerden farklı görülüyordu. Türkiye dışındaki Kürtlerin, Sovyet etkisine daha açık olduğu düşünülüyordu.
Sayfa 181
Haziran 1947 tarihli bir CIA raporu da 1946 ile 1947 yılları arasında İran'daki kısa ömürlü Mahabad Kürt Cumhuriyeti'nin kurucusu Gazi Muhammed'in, hayalindeki Kürt bağımsızlığına ulaşmak için Sovyetler tarafından kukla olarak kullanılmasına izin verdiğini belirtiyordu.
Sayfa 180
Ankara, Kürt sorununun Soğuk Savaş'tan önce de var olduğunun, dolayısıyla sorunun kaynağının Soğuk Savaş olmadığının farkındaydı. Fakat Ankara'yı esas endişelendiren, Sovyetler'in de katkısıyla sorunun bölgesel bir etnik ayaklanmaya dönüşme ihtimaliydi.
Sayfa 179