Oysa Amerikan istihbaratı için sinyal istihbaratı ve radar üsleri, Sovyetler'in nükleer programı hakkında bilgi edinmek için vazgeçilmez kaynaklardı. Örneğin, Mart 1962'de Amerikan Savunma Bakanlığı'nın yayınladığı bir istihbarat raporuna göre, Sovyet füze denemeleri hakkındaki istihbaratın çoğu, U-2 uçuşları dışındaki kaynaklardan gelmişti.
U-2 dışındaki istihbarat kaynakları, radar ve dinleme üsleriydi. Amerikan arşivlerindeki kısmi tasnif işlemleri ve burada görev yapan istihbaratçıların hatıraları sayesinde bu üslerin Türkiye ile Amerika arasındaki istihbarat işbirliğindeki yeri hakkında bilgi edinmeye başladık. Örneğin, CIA, 1955'te TUSLOG Det-9 koduyla Pirinçlik Diyarbakır'da kurulan radar üssü hakkında 1964 yılındaki gizli çalışmasında şu değerlendirmeyi yapmıştı:
"Diyarbakır'daki üs ilk inşa edildiğinde sadece Sovyetler Birliği'nin Kapustin Yar'daki füze denemeleri hakkında istihbarat toplamayı amaçlıyordu. Fakat gözetleme yapmanın çok ötesine geçerek füzelerin türev çeşitliliği, casus uyduların tespiti, uyduların yörünge ile mevkileri ve füzelerin fırlatma güçleri dâhil çok önemli konularda bilgi elde etmeyi başardı."
Radar üslerine ek olarak sinyal istihbarat üsleri de Amerikan casusluk faaliyetlerine önemli katkılar sundu. Çok büyük olmayan bu üsler, ikmal ünitesi kisvesi altında çoğunlukla Karadeniz ve Boğazlar çevresinde olmakla birlikte Türkiye'nin çeşitli bölgelerinde inşa edilmişlerdi. Farklı özelliklerine göre Amerikan Hava, Deniz ve Kara Kuvvetleri'nin istihbarat birimleri tarafından kullanılıyorlardı. Bu üslere gönderilen istihbaratçılar, önce NSA tarafından Türkçe, Rusça, Bulgarca ve Rumence başta olmak üzere dil bilimi, kriptoloji ve elektronik sistem mühendisliği konularında Fort Meade'de eğitime tabi tutuluyorlardı. Görev yerlerine