Örneğin, Albay Eray, 1957 yılında Avustralya’ya İngilizler’in "Operation Antler" adını verdikleri hidrojen bombası denemelerini izlemeye gittiğinde, Türkiye’den onca yolu sadece büyük bir patlama görmek için gelmediğini ifade ederek şikâyet ediyordu. Bu şikâyeti değerlendiren İngiliz İstihbaratı, Albay Eray’a patlamanın dışında Sıhhiye Karavanları, Operasyon Kontrol Masası, Meteoroloji Gözlem Birimleri, Radyokimya ve Radyoaktif Ölçüm Laboratuvarları ile Silah Geliştirme Birimleri’ni de gösterdiklerini belirtiyordu. Ancak Albay Eray, hidrojen bombasının yaptığı tahribatı yakından görmek için patlamaların gerçekleştiği alana inmekte ısrar ediyordu. Elbette Albay Eray'ın bu isteğini yerine getirmek, sağlık ve güvenlik gerekçeleriyle imkânsızdı. İngilizler’e göre Albay Eray’ın huysuzluğu, Ankara ile harcırah konusunda yaşadığı anlaşmazlıktan kaynaklanıyordu. Eray, İngiliz görevlilerden biriyle yaptığı konuşmada, Ankara'nın Avustralya’ya gelirken kendisine yeterli harcırah vermediğinden yakınmıştı. İster bütçe eksikliğinden ister yeterli uzmanın bulunmamasından olsun, Ankara'nın nükleer konularda tecrübe edinmesinin önünde ciddi engeller olduğu açıktı.