Enes

Enes
@ravachol
INTJ, 5w4.
Bu ülkede rezillik hiç mi bitmez?
Türkiye Atom Enerjisi Komisyonu Başkanı, Türk Dışişleri'ndeki yetkiliyle aralarındaki kişisel husumet nedeniyle gerekli raporları alamadığından yabancı bir ülkenin temsilcisinden rica etmek zorunda kalmıştı! Türkiye'nin nükleer programı, daha başlangıçta kişisel hırslar, kabiliyetsiz bürokrasi ve 1960 darbesi sonrasındaki istikrarsızlık nedeniyle onlarca yıl sekteye uğramıştı.
Sayfa 161
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Bütün bu sıkıntıların yanında, yeni kurulan Atom Enerjisi Komisyonu ile Dışişleri Bakanlığı NATO Daire Başkanlığı arasında istenmeyen bir bürokratik rekabet ortaya çıkmıştı. Atom Enerjisi Komisyonu'na, daha önce Genelkurmay'a nükleer ve kimyasal silahlar konusunda da danışmanlık yapmış yetkin bir kimyacı olan Dr. Nûri Refet Korur başkanlık ediyordu. Dışişleri Bakanlığı NATO Dairesi'nin başkanı ise Türkiye'nin köklü ve nüfuzlu ailelerinden gelen kıdemli diplomat Hüveyda Mayatepek'ti. Bu iki üst düzey yetkili arasında kişisel hırslar yüzünden oluşan tartışmalar, Türkiye'nin dış yardımları kendine çekerek nükleer kapasitesini geliştirmesine ket vuruyordu.
Sayfa 158
Örneğin, Albay Eray, 1957 yılında Avustralya’ya İngilizler’in "Operation Antler" adını verdikleri hidrojen bombası denemelerini izlemeye gittiğinde, Türkiye’den onca yolu sadece büyük bir patlama görmek için gelmediğini ifade ederek şikâyet ediyordu. Bu şikâyeti değerlendiren İngiliz İstihbaratı, Albay Eray’a patlamanın dışında Sıhhiye Karavanları, Operasyon Kontrol Masası, Meteoroloji Gözlem Birimleri, Radyokimya ve Radyoaktif Ölçüm Laboratuvarları ile Silah Geliştirme Birimleri’ni de gösterdiklerini belirtiyordu. Ancak Albay Eray, hidrojen bombasının yaptığı tahribatı yakından görmek için patlamaların gerçekleştiği alana inmekte ısrar ediyordu. Elbette Albay Eray'ın bu isteğini yerine getirmek, sağlık ve güvenlik gerekçeleriyle imkânsızdı. İngilizler’e göre Albay Eray’ın huysuzluğu, Ankara ile harcırah konusunda yaşadığı anlaşmazlıktan kaynaklanıyordu. Eray, İngiliz görevlilerden biriyle yaptığı konuşmada, Ankara'nın Avustralya’ya gelirken kendisine yeterli harcırah vermediğinden yakınmıştı. İster bütçe eksikliğinden ister yeterli uzmanın bulunmamasından olsun, Ankara'nın nükleer konularda tecrübe edinmesinin önünde ciddi engeller olduğu açıktı.
Sayfa 159
Amerikan Büyükelçiliği'ne göre o dönemde Türkiye'de nükleer alanda hiçbir çalışma yoktu. Ancak günümüzde açığa çıkan resmi arşivler, en azından 1955'in başlarında Türk Genelkurmayı'nın savaşta nükleer silahların kullanımı ve bu durumun harp taktiklerine etkisi üzerine çalışmalar yaptığını göstermektedir.
Sayfa 157
İngiltere, ortak savunma planlarında Türkiye'nin işbirliğini sağlamak için, olası bir savaş durumunda Türkiye'ye yardım edecekleri konusunda Türkleri ikna etmeye çalışıyordu. Bu çerçevede, bölgedeki İngiliz güvencesinin bir temsili olarak Türkiye'deki Amerikan üslerinin yanı sıra, İngiliz sinyal istihbarat teşkilatı GCHQ üsleri de kurulmaya başlandı. Ancak Türkiye'deki GCHQ üslerinin varlığı bununla sınırlı değildi. İngiltere, Amerika'dan gizli tutması gereken ve eski sömürgelerini hedef alan bazı operasyonları da Türkiye üzerinden gerçekleştiriyordu. Ayrıca, Amerikalılar'ın Sovyet füze ve silah sistemleri hakkında sunduğu bazı istihbaratı hatalı buluyor ve Sovyetlerin balistik füze sistemleri hakkında kendi istihbarat kaynaklarına sahip olmak istiyordu.
Sayfa 155