Enes

Enes
@ravachol
INTJ, 5w4.
Stalin'in özellikle Yalta Konferansı'nda Türkiye'ye yönelik agresif tutumu ve aynı zamanda Sovyet Bloku'nun Türkiye'de artan casusluk faaliyetleri, Türkiye'yi Batılı devletler ile Sovyetler arasındaki mücadelenin oyun alanı haline getirmişti. Bunun üzerine ABD Savunma Bakanlığı, Mart 1946'da Pincher serisi adını verdiği bir dizi stratejik çalışmaya başladı. Bu serinin Griddle kod adlı ilk çalışması, Sovyetler'in Türkiye'ye artan baskısı ve bu baskının sonuçlarını inceliyordu. Bu rapor, Sovyetler'in Türkiye'ye olan düşmanlığının İngiltere'nin Doğu Akdeniz ve Orta Doğu'daki varlığına zarar vererek üçüncü bir dünya savaşına neden olabileceği uyarısını yapıyordu. Bu gizli çalışmaya göre, İngiltere bölgede Sovyetler'e askeri yollardan karşı koymaya kalkabilirdi. Bu durumda Amerika tarafsız kalamayarak İngiltere'nin yanında savaşa katılmak zorunda kalacaktı. Tüm bu gerginliğin ortasında, Truman Doktrini ve Marshall yardımları Türkiye üzerindeki Sovyet baskısını bir nebze de olsa hafifletmeyi başardı. Fakat yine de Türkiye'nin güvenliği tam olarak güvence altına alınmamıştı.
Sayfa 92
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Hem NATO hem de Baghdad Paktı (CENTO) içerisinde yürütülen istihbarat işbirliğinin birçok ortak yararı vardı. Bunların başlıca ikisi güvenlik istihbaratı ve askeri istihbarattı. Her iki mekanizma da Sovyetler'in üye ülkelerde yürüttüğü askeri ve casusluk faaliyetleriyle mücadeleye yönelikti.
Sayfa 94
Bu yüzden Türkiye'nin Balkanlar'da savaşa girmesinin bir intihar olacağını düşünüyordu. İngilizlerin elindeki istihbarat farklıydı, ancak Ankara bu bilgilere güvenmiyordu. Türkleri ikna etmek için İngiltere'nin Orta Doğu Karargahı, muhtemelen Ankara'nın isteği üzerine, İngiliz Hava Kuvvetleri Özel Muhabere Birlikleri'nden bir Türk istihbaratçıyı Tito ile şahsen görüşmesi için Yugoslavya'ya bırakmasını talep etti. Ayrıca, bir Mısıra götürerek istihbarat derlemesini yerinde görmelerini istedi. Fakat Londra bu talebi aşağıdaki nedenlerden ötürü reddetti: 1. Paraşütle bırakılacak Türk istihbaratçıyı Balkanlardan tekrar dışarı çıkarmak oldukça güç bir görevdi. Kaldı ki, bakılacak kişi büyük mesafeleri yürüyerek kat etmek zorunda kalacağından etkili keşiflerde bulunamayacak, muhaberelerin sadece küçük bir kısmını görebilecekti. İstihbaratçının edineceği izlenimler, Londra'nın arzu ettiğinden son derece farklı olabilirdi. 2. Türk istihbaratçının edineceği bilgilerin Almanların eline geçeceği neredeyse kesindi. 3. Londra, istihbarat yöntemlerini ve kapasitesini kimseyle paylaşmak istemediği gibi Türklere detaylı istihbarat olanağı sağlayacak kadar güvenmiyordu. Ankara yine de şansını denemek istedi. Bu güvensizlik savaş boyunca devam etti ve Türkiye ancak Şubat 1945'te Almanlar Balkanlar'dan çekildiğinde, tek bir kurşun bile atmadan Mihver Devletleri'ne savaş ilan etti. Bunun sonucunda, Birleşmiş Milletler'in kurulmasıyla sonuçlanacak San Francisco Konferansı'na bir müttefik olarak davet edildi.
Sayfa 92
Bunun üzerine İngiltere'nin Orta Doğu karargahı sefarete ilginç bir öneri sundu: "Türkleri radar personelinin ve bilhassa radar ekipmanlarının ülkeden çekilmesi kadar rahatsız edecek bir şey olamaz. Bu, Ankara'ya artık onlara yardım etmeyeceğimizi gösterir. Fakat bizim için önemli olan hazırlıklara devam etmeliyiz ve Türkler gerekirse bu üsleri işgal edeceğimizi ve o zaman istemeseler bile bize yardım etmek zorunda kalacaklarını anlamalılar."
Sayfa 91
Dışişleri Bakanı Menemencioğlu da İngiliz sefir Knatchbull-Hugessen’e bir mektup yazarak Ankara’nın, İngiltere’nin emelinin Türkiye’yi savaşa sürüklemek olduğundan ve bu askeri görevlilerin sayısındaki artışın da bu doğrultuda yapılmış bir hile olduğundan kuşku duyduğunu söylüyordu. Menemencioğlu’nun endişesi yersiz değildi, zira Ankara’daki İngiliz askeri görevliler, Türkiye’nin savaşa girmesi halinde hemen faaliyete geçecek bir savaş karargahının kurulması için çalışmalara başlamışlardı.
Sayfa 90