"Kozet, aşkın anlamını bilmiyordu. Bu kelimenin gerçek anlamda kulağa nasıl geldiğini hiç duymamıştı. Şimdi hissettiği şeylere ne isim vereceğini bilemiyordu. Hastalığının adını bilmiyor diye o insan hasta değildir denebilir mi?
Bu bir çeşit uzaktan tapma, sessiz bir hayranlık ve meçhul birinin aşkın zirvesine zihnen eriştirilmesiydi. Bu durumda, o, sevilen insan, ne bir oynaş, ne de bir sevgili değildi. Bir hayaldi."