Bugün kışa göre ılık bir gündü.🌫 Hafif rüzgâr vardı ama içimde aynı hafiflik yoktu.Normalde caddede yürürken içime dolan o küçük sevinç bugün uğramadı.Bazen insanın ruhu da hava gibi oluyor, sebebi tam belli olmayan bir durgunluk…Gün sıradandı belki ama zihnim biraz kalabalıktı. Ne kadar düşünce varsa, bir o kadar da boşluk vardı içimde.
Mevsim fark etmeksizin dışarı adım attığım anda burnumun akmaya başlaması da artık hayatımın değişmeyen rutini.🤧
Birkaç dükkân dolaştım, bir göz kremine 250 lira verip modern zamanların gerçekliğini kabullendim.Kahrolsun kapitalizm demek istedim ama kremi de aldım tabii.
Sonuç olarak günüm küçük ama yorucu bir maraton gibiydi. Evden sadece kısa bir iş için çıktım ama tabii ki klasik senaryo gerçekleşti: Babam benim dışarı çıkmamı fırsat bilip “madem çıkıyorsun” paketini devreye soktu. Listeye sonradan eklenen birkaç görev de tamamlanınca alışveriş turu resmi olarak genişletilmiş oldu.Üstelik dönüşte de, gidişte olduğu gibi ayakta geçen otobüs yolculuğu ile maratonun son etabını da tamamlamış oldum; kısacası “kısa iş” diye çıktığım gün, minik bir şehir turuna dönüştü.
Tüm bunlara rağmen günümü güzelleştirip yüzümü hafifçe gülümseten,içimdeki sıkıntıyı bir süreliğine de olsa dağıtan şey,bir mağazanın önünde otururken yanıma gelip sessizce oturan sarı kediydi.🐈Hiçbir şey yapmadan, sadece varlığıyla içimi yumuşattı.İnsan bir kedi tarafından seçilince kendini daha değerli hissediyor.Kimi zaman da bütün bir günü, kimsenin fark etmediği birkaç dakikalık küçük temaslar güzelleştiriyor.Belki de hayat, büyük mutluluklardan çok bu küçük anların toplamı.🎈