İthaki Bilimkurgu Klasikleri serisinden okuduğum 38. kitap oldu. Her ne kadar "Yakın" isimli bu kitaba, İthaki tarafından, bilimkurgu klasikleri içerisinde yer verilmiş olsa da bana göre bilimkurgu niteliği taşımamaktadır. Evet, konusu çok iyidir, konunun işlenişi oldukça başarılıdır, edebi yönü diğer bilimkurgu eserlerinin katbekat üzerindedir; fakat bilim yönü neredeyse hiç yoktur. Bu sebeple, esere bilimkurgu demek, okurun yanlış yönlendirilmesi olacaktır. Yanlış yönlendirilen okur da doğal olarak okuduğu eserin içerisinden farklı bir eser çıktığını görünce hayal kırıklığına uğrayacaktır. Farkındayım, incelemenin sonunda söylemem gerekenleri dayanamayıp en başta söyledim. Olsun. Demek ki kitabı okurken bu konuda fazlasıyla dolmuşum. Şimdiyse yavaş yavaş kitabın neden bilimkurgu olarak nitelenemeyeceğini ifade etmeye çalışacağım, akabindeyse kitabın harika konusu, güçlü yazarı, çevirisi ve kapağı ilgili bilgiler vermeye çalışacağım.
Bilimkurguyu kısaca tanımlamak gerekirse, bilimsel temeller üzerine kurgulanmış öykü, roman, film vb. eserlere verilen bir nitelemedir, diyebiliriz. "Bilim" ve "Kurgu"yu iki ayrı konu olarak ele alırsak, konuların bilimkurgu eserinin içerisinde harmanlanmış olması gerekmektedir. Kimi eserin bilimsel yönü ağır basar, kurgu yönü zayıftır; kimi eserinse kurgu yönü ağır basar, bilimsel yönü zayıftır. Şahsen benim tercih ettiğim bilimkurguyu oranlarsam, %30 bilimsel yönü, %70 ise kurgu yönü olan eserleri daha çok tercih ettiğimi ifade etmek isterim.
"Yakın" isimli bu kitaptaki tek bilimsel kısım ise, kitabın baş kahramanı Dana'nın baş dönmesi ve mide bulantısı sebepleriyle, bir anda 1817 yılının İç Savaş öncesi Güney Amerika’sına gidip gelmesidir. Ve bu geçmişe gidip gelme birkaç defa tekrarlanmaktadır. Kitabın bilimsel yönü yalnızca budur.