Kesin belge olmadan bir müslümanı günah ya da küfürle karalamak câiz değildir. Resûlullah (s.a.v) şöyle buyurur: "Hiç kimse, kimseyi küfür ya da günahla suçlamasın. Eğer suçladığı kimse dediği gibi değilse, söyledikleri kendisine döner."
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Peygamber Efendimiz (s.a.v) Bedir Savaşı'nda öldürülen müşriklere sövmeyi yasaklamış ve, "Şu öldürülen müşriklere sövmeyin! Çünkü sizin söylediklerinizden hiçbir şey onlara ulaşmaz. Ayrıca geride kalanlarına da eziyet etmiş olursunuz. Dikkat edin! Çirkin söz gerçekten yasaklanmıştır." buyurmuştur.
Her şeyde uygun olan, ihtiyacı kadarıyla yetinmektir. Sözdeki gaye de muhataba maksadı anlatabilmektir. Bundan fazlası kötülenmiş yapmacık hareketlerdir.
Resûl-i Ekrem Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmuştur: "Güzel söz sadakadır."
Peygamber Efendimiz (s.a.v) bir diğer hadisinde de söyle buyurur: "Yarım hurmayla bile olsa ateşten korunun. Eğer hiçbir şey bulamazsanız, tatlı dil ve güzel söz ile ateşten korunun."
Bid'at ehli birini gördüğü zaman onu tenha bir yere çekip kendisine nezaketle nasihat etmeli, onunla asla mücadeleye girmemelidir. Çünkü mücadeleye girmek, karşısındaki insanı, "Bu beni aldatmak için bir hile yapıyor.." düşüncesine iter. Ya da o, "Bu mücadele öyle bir sanattır ki herkes bununla kendi görüşünü üstün yapmaya çalışır" diye düşünür. Böylelikle bid'atı bırakmaya yanaşmaz, mücadele onun kalbindeki bid'atı daha da kuvvetlendirir. Kişi, karşısındakine nasihatin fayda vermeyeceğini anladığı zaman onu terkedip kendi nefsiyle meşgul olmalıdır.