Hiçbirimizin annesi, bir sokak fahişesinin tırnağı olamaz. Doğanın kuralıdır bu; anneler bilmez, uydurur. Onların bize layık gördüğü, olsa olsa bir kürek mahkûmunun hayatıdır. Bir Cizvit papazı gibi, içimizdeki şeytanı kovmamızı, ruhsuz bir kuklaya dönüşmemizi ister anneler. Hiçbir anne, çocuğunun ipten asla düşmeyecek kadar çevik bir ip cambazı olmasını istemez. İpleri, kara ve kıllı adamların elinde olan bir kukla olmasını tercih eder.
Çünkü hiç kimseyi özleyecek kadar çok sevmiyorum kendimi. Çünkü özlemin, insan ruhunun en hastalıklı duygusu olduğunu çok iyi biliyorum. Kendini yüceltmek, abartmak, zorla adam yerine koydurtmak, bu da yetmezmiş gibi bu arızalı duyguları bir başkasına yansıtarak bir çeşit alçakgönüllülükle kamufle etmek. Başlı başına sakat bir ruh hali.
Hiçbir şeye değer vermiyorum. Dünya ve içindekilere gülüyorum. Hakkımda ne denli zor hüküm yürütmüş olsalar da, önceden kendimi daha çok yargıladığımı bilmezler. Onlara daha çok güldüğümü, kendimden ve bu saçmalıkları okuyanların tümünden usandığımı bilmezler.