Aşkımın ve utancımın beni getirdiği yerde, daha da çok içime çekilmekten ve sessiz kalmaktan başka hiçbir çarem yoktu. Bir hafta boyunca her akşam tek başıma sinemaya gittim ve Konak, Site ve Kent Sinemalarında Amerikan filmleri seyrettim.
Füsun ile ilişkim, ona yakınlığım -her neyse- en sonunda gazetelere geçmiş, bir anlamda toplum tarafından kabul edilmişti!Bütün İstanbul sosyetesinin takip ettiği "Cemiyet" sütununda yazılanher şeyi -hele bunun gibi alaycı, sivri dilli bir rezalet haberini- herkes aylarca konuşurdu. Bu dedikoduların yakın zamanda bir gün, Füsun'ukoluma takıp, onunla evlenip sosyete hayatına dönüşümün başlangıcıolduğuna inanmaya, en azından böyle bir mutlu çözümü hayaledebilmeye çalıştım.
Beyefendi, Amerikalıların Ay'a gittiği bu modem dünyada, öpüşmesiz bir "sanat filmi" artık mümkün değildir! Siz önce bir karar verin ve ya başörtülü bir köylü kızıyla evlenin ve Batılı filmi ve sanatı unutun; ya da başkalarının bakışından bile kıskandığınız güzel kızları artist yapma sevdasından vazgeçin. Tabii niyetiniz yalnızca "artist yapmak" ise...
Keskinlerin evlerinden bu eşyaları ileride ne olacaklarını hesaplayarak değil, bana geçmişi hatırlatacakları için getiriyordum. Onların çoğalıp odaları, evleri doldurabileceği de aklıma gelmezdi. Çünkü bu sekiz yılın büyük bir kısmını, birkaç ay içinde, en fazla altı ayda Füsun'u ikna edip onunla evleneceğimizi hayal ederek geçirdim.