1977 Martı'nda televizyonun kapanış haberlerinde bombalanan siyasi toplantıların, kahvehanelerin, kurşunlanan muhalif siyasetçilerin sürekli gösterildiği gecelerden birinde, çok geç bir saatte (utancımdan saate bakamıyordum artık) eve gelen Feridun'un benim hâlâ oturduğumu görünce yüzünde beliren ifadeyi unutamam hiç. Benim için içtenlikle dertlenen iyi bir insanın kederli bakışıydı bu -ama bir yandan da- yüzünde, benim için Feridun'u bir muamma yapan o her şeyi olağan karşılayan hafif, iyimser ve iyilik dolu saf ifade de vardı.
12 Eylül 1980 Askeri Darbesinden sonra, gece saat ondan sonra sokağa çıkma yasağı konduğu için, benim uzayıp giden yerimden kalkamama derdimin süresine bir sınır konmuş oldu. Ama sıkıyönetimle derdim bitmedi.