Bizi gerçekten güçlendirecek ve imkanı olanlar karşısında küçük de olsa avantajlı duruma getirecek şey, çaresizliğin gücüdür. Çaresizliğin gücü, birçok durumda ayağa kalkmanıza büyük bir destek olur ve bu gerçekten kullanılması gereken bir avantajdır.
20 kişinin bile dinlemediği konferanslarda soru sorarken kızaran, heyecanlanan biriydim. Ne zaman ki başarısız olmamın doğal olduğunu, ailesi tarafından sürekli "aman çok göze batma'' diyerek yetiştirilmiş biri olarak, insanların önünde konuşurken rezil olmanın da gayet doğal olacağını kabul ettim, bir an da tüm bu stresin yükünden kurtuldum. TedX'te binlerce kişinin önünde heyecanlanmadan, kızarmadan konuşabilir hale geldim. Çünkü normal olan zaten heyecanlanmamdı, dolayısıyla bunda utanacağım bir şey olmamalıydı. Bu ters psikoloji ve gerçeklikle barışma, benim için muazzam bir değişimi de getirdi.
Bu sistem, belli olanaklara sahip olanların sürekli başarılı olacakları, geri kalan büyük bir çoğunluğun ise başarısızlıkla yüzleşip duracakları bir döngüden ibaret. Üstelik bu döngüden çıkıp da büyük başarılara imza atanların birçoğunun imzasının mürekkebine biraz dikkatli bakarsak, bol bol pislik, yalan ve ahlaksızlık göreceğiz. Ama bu kişiler aynı zamanda ahlakı yücelten anlatıların başrollerinde yer almayı, yapılan bağış programlarında bol sıfırlı çeklere imza atmayı da çok iyi biliyorlar. İşsizlikle mücadele ederken depresyona giren gençlere, saatliği 1.000-1.500 TL'yi bulan psikologlardan profesyonel destek almayı öğütleyecek kadar fanus içinde büyümüş olanlardan ders dinlemekten ben çok sıkıldım.
Yıllar boyunca sosyal medyada ürettiğim içerikler nedeniyle insanların umudunu kırmakla suçlandım. Bu nedenle gençleri zehirlediğim dahi ileri sürüldü. Ama çok net olarak söylemeliyim ki, umudun en baştan gerçekler üzerine oturtulması, her daim sahte bir gerçekliğin üzerine inşa edilen umudun getireceği motivasyondan daha makul bir yaşamı bizlere sunuyor. Ancak bizlere umut satan sosyal medya hesapları, kitaplar ve kişisel gelişimciler her zaman daha fazla tutuluyor, seslerini de daha fazla duyurabiliyorlar. Çünkü kısa vadeli de olsa bizleri iyi hissettiriyorlar. Milyonların aynı anda izlediği bir reels videosunda "sen özelsin ve herkesten farklısın" diyen bir kişisel gelişim uzmanı, her daim "sen de diğerleri gibisin" diyenden daha iyi geliyor bizlere. Oysa gerçek olan, daha iyi hissettiren değil ve uzun vadede bu iyi hissetmelerin de bir dönüşü oluyor elbette. Ama artık aynı hikayeleri dinlemek zorunda değiliz...