Yanlış olduğunu bile bile zulme boyun eğenlerin hikayesi. Medenileşmek adına her güzel şeyi öldüren kesip biçip yontup çirkinleştiren çıkar peşinde koşan iktidar sahibinin yüzyıllardan beri değişmeyen hikayesi. Halkın hiçbir önemi yok onların gözünde zenginliğin yeni yatırımların yönetmenin peşindeler, bunun için adanın martılara ayrılmış koylarına da sahip olmak için martılardan kurtulmayı denediler başardılar da. Ama doğanın dengesini bozarak yaptılar martıları düşman göstererek, insanları tehditlerle bu kararı demokratik biçimde almaya zorlayarak yaptılar ve tüm bunların sorumlusu kendileri değişmiş gibi ardından gelen her felakete kendilerince çözüm üreterek halkın kahramanı, yol göstereni olmak istediler her seferinde durumun daha da kötüleşmesine sebep oldular. Yaşar’ın tüm çırpınışı insanlara doğruyu göstermeye çabalaması da onu bir hain sıfatına soktu. Ama en sonunda kaybedenin ve kazananın kim olduğunu gördüler adalılar ve Başkan kaybetmiş, martılar başkaldırdıkları için kazanmıştı… Devamını merak ediyorum. Güzel ger şeyi sorgulamamı sağlayan bir kitap oldu. Her söylenen ve dayatılan gerçeğe inanmamamız gerektiğini hatırlattı.
Son AdaZülfü Livaneli · İnkılâp Kitabevi · 202462,1bin okunma
Şimdi buradayız işte. İşlediğimiz günahın kefaretini ödüyoruz. Bir adam tarafından kandırılmaya izin vermiş, onun peşine körü körüne takılmış olmamızın kefaretini; başkaldıran insan tanımını unutma, bencillik, öngörüsüzlük, vurdumduymazlık, diktatöre boyun eğme, küçük hırslarımıza kapılma günahlarının kefaretini. Gündelik yaşamımız içinde küçük boyun eğişlerimizden oluşan küçük günahların hikâyesi bu.
Biz boyun eğdiğimiz ve adım adım içine sürüklendiğimiz zulmün ne kadar kötüleşebileceğini tahmin edemediğimiz için yenilmiştik. Daha o ağaçlar kesildiği, bakkalın masum oğlu dövüldüğü zaman ses çıkarmalı, başkaldırmalıydık. Bunu yapamamıştık. Başkan'ın attığı her adımı büyük bir saflıkla kabul etmiştik. Martılar ise karşı koydukları ve uzlaşmadıkları için kazanmıştı.