Rahibi kurtarmak için elini uzatması yeterli olan Quasimodo ona değil Grève Meydanı'na, darağacına, Çingene kızına bakıyordu. Az önce başdiyakozun bulunduğu korkuluğa dirseklerini yaslamış halde, gözünü o anda dünyada kendisi için en önemli olan varlıktan ayırmıyordu. Yıldırım çarpmış biri gibi kımıldamadan, hiç ses çıkarmadan duruyor, şimdiye kadar sadece tek bir yaşın belirdiği gözünden sessizce, sel gibi damlalar dökülüyordu.
Demek beni asla bağışlamayacaksınız, öyle mi? Benden hep nefret mi edeceksiniz? Demek her şey bitti! İşte beni kötüleştirenin, kendimden nefret ettirenin bu duygu olduğunu görmüyor musunuz? Bana bakmıyorsunuz bile! Ben ayakta durmuş, ikimizin sonsuzluğunun sınırında titrerken siz belki de başka bir şey düşünüyorsunuz!