Günün birinde öleceğini düşünmemeliydi, yoksa aklını kaçırabilirdi. İnsanı tek şey çıldırmaktan kurtarabilirdi: bilmemek. Bir yıl içinde idam edileceğini bilen bir mahkumun ya da doktorların ne kadar ömrü kaldığını söylediği ölümcül bir hastanın hayatı ile normal bir insanın hayatı arasındaki fark şuydu: İlk gruptakiler, daha ne kadar yaşayacaklarını yaklaşık olarak bilirken diğerleri bilmedikleri için, ertesi gün bir kazaya kurban gitmeleri hiç de ihtimal dışı olmadığı halde, sonsuza dek yaşayacaklarına inanırlardı.
Ölüm korkunç değildi, korkunç olan onu beklemekti.
Yedi saat içinde.